İçeriğe geç

mukadderdir. Bütün bunlar karşısında bize düşen, elimizden gelen her türlü gayreti ortaya koyduktan sonra dişimizi sıkıp sabretmesini bilmektir. İbrahim Tennûrî’nin ifadeleriyle;

“Gelse celalinden cefa, Yahut cemalinden vefa, İkisi de cana sefa, Lütfu da hoş kahrı da hoş.”112 diyebilmektir. Zira kim sabreder, dişini sıkar, katlanırsa Allah’ın izniyle zaferyâb olur (zafere erişir). Bir güzel sözde ifade edildiği gibi sabır, kurtuluşa ermenin, umulan şeylere nail olmanın sırlı anahtarıdır. Bu anahtarı elde eden insan, Allah’ın izniyle nice kapıları açmaya muvaffak olur.Hülâsa, her köşe başında bir gulyabanî pusu kurup bizi bekleyebilir. Başımızdan sağanak hâlinde belalar yağabilir. Ölümlü dünyada ne geçici ve fâni şeylere gönül kaptırmalı ne de maruz kalınan bela ve musibetler karşısında panikleyip gerisin geriye dönmeli. Bilakis dünyanın cazibedar güzellikleri karşısında da maruz kalınan sıkıntı ve zorluklar karşısında da sabretmesini bilmeli ve ruhumuzun âbidesini ikame etme istikametinde koşmaya devam etmeliyiz. Varsın fakr u zaruret içerisinde hayatımızı sürdürelim, varsın bir dikili taşımız olmadan dünyadan göçüp gidelim, varsın hayatımız bin bir zorluk içinde geçsin… Önemli olan, âhirete alacaklı ve kazançlı olarak gidebilmektir.

163