İçeriğe geç

ma ve duraksamanın olmaması gerektiğini ifade eder: َ  فَاِذَا فَرَغْت

فَانْصَ بْ ۙ ۝ وَ اِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْBir işi bitirince, hemen başka işe giriş,

onunla uğraş. Hep Rabbine yönel, O’na yaklaş!”114 Dolayısıyla

mümin, iş değiştirerek, bir hâlden başka bir hâle geçerek dinlenir. Hangi dünyevî işle meşgul olursa olsun, Allah’ı unutmaz, O’ndan uzaklaşmaz. Dünyevî işlerden bunaldığı zaman namazla, duayla, evrad u ezkârla nefes alır, rahatlar.Evet, insan, fıtratı itibarıyla sürekli aynı şeyleri yapmaktan sıkılır, bunalır. Yaptığı işe karşı bıkkınlık oluştuğunda, farklı bir işe geçerek, farklı bir meşguliyet bularak hâsıl olan bu bıkkınlığı giderir. Mesela zihnî ve fikrî bir çalışmadan yorulduğunda, fizikî bir aktivite yaparak zihnini dinlendirir. Veya beden gücüyle yaptığı bir işten yorulduğu zaman bu sefer kalb ve ruhunu harekete geçirecek bir şeye yönelir. Böylece hem maddi-manevî bünyesinden beklenen her türlü fonksiyonu eda etmiş hem de yaptığı her işi gına gelmeden, aşkla, şevkle, neşeyle yapmış olur.İşte müminin tatili, dinlenmesi, istirahati budur. O, sürekli bir işten başka bir işe sıçrar. Onun hayatında atalete yer yoktur. Bu, hayatı farklı yanlarıyla yaşamak, bir işteki yorgunluğu başka bir işte atmak demektir. Sahib-i Şeriat’ın bu emrindeki sır ve temel espri iyi kavranıp fiiliyata geçirildiğinde, hayat çok daha verimli ve bereketli değerlendirilmiş olur.İnsan, yaptığı işlerden yorulabilir, sürekli mesaide aynı işleri yapmaktan bıkabilir, dolayısıyla da dinlenmeye, rahatlamaya, tatil yapmaya ihtiyaç duyabilir. Fakat bir Müslüman bunu yaparken dahi vaktini tembelce geçirmez veya ehl-i dünyanın yaptığı gibi kendini ölçüsüzce eğlenceye salmaz. Onun dinlenmesi, değişik türden bir takım faydalı meşgalelerle uğraşmasına engel olmaz. Bu yönüyle o, istirahat ederken bile bir aksiyon içindedir denebilir. Mesela kişinin arkadaşlarıyla düzenleyeceği bir okuma kampının, zihnî, kalbî ve ruhî faydalarının yanında rahatlatıcı,

171