İçeriğe geç

neceğini çok iyi hesap eder. Boş ve gereksiz şeylerle meşgul olmayı zaman israfı sayar. Aleyhine dönecek, zararı faydasından çok olacak işler yapmaz. Ağzından çıkan her sözle, yaptığı her hareketle sahip olduğu yüce mefkûresine hizmet etmeye çalışır. Allah yolunda yaptığı hiçbir hizmeti küçük görmez. “Bununla ne olacak ki!” demez. Çünkü o bilir ki sonuçları yaratan ve amelleri semeredâr (verimli, bereketli) kılan Allah’tır. Allah diledikten sonra birleri bin yapar, damlaları deryaya dönüştürür.

Yola Devam

Bizim en önemli vasfımız ve dinamiğimiz, adanmışlık mülahazasıdır; yani yaşatma mülahazasıyla, yaşama duygusunu görmezlikten gelmedir. Biz yaşatmak için yaşarız. Başkalarına maddî-manevî el uzatmayı aslî vazifemiz biliriz. Bir taraftan geçmişten tevarüs ettiğimiz değerler manzumesini muhtaç sinelere duyurmayı, diğer yandan da dünyanın değişik yerlerinde perişan olmuş, ihmal edilmiş veya mağduriyet yaşayan insanların imdatlarına koşmayı en mühim vazife biliriz. Ayrıca cehaletle, iftirakla ve fakirlikle dünya genelinde mücadele etmenin önemine inanıyoruz. İnsanlık çapında yaşanan çatışma ve kavgaların önüne geçebilme adına barış adacıkları inşa etmeye, dalgakıranlar oluşturmaya çalışıyoruz. İnsanlığın her zamankinden daha çok diyaloğa, barışa, sevgiye muhtaç olduğunu düşünüyor ve bunu gerçekleştirebilme adına farklı vesileler arıyoruz. Bütün bunları hem dinimizin bir emri olarak görüyor hem de insaniyetin bir gereği addediyoruz. Yürüdüğümüz bu yolun doğruluğundan şüphemiz olmadığına göre hiçbir zulüm, baskı ve işkence karşısında zerre kadar kendimizi salmamalı, gevşememeli, istikametimizi bozmamalı, inhiraf yaşamamalı, duruşumuzu değiştirmemeli ve ne pahasına olursa olsun yolumuza devam etmeliyiz.Siz doğru bildiğiniz bu yolda yürürken birileri yolunuzu kesebilir, önünüze engeller çıkarabilir. Çağlayan ırmaklar gibi mutlaka

18