bulur. Zira o, oturup kalkarken, yerken içerken, her hâlinde ve her zaman, içinde bulunduğu sıkıntılardan nasıl kurtulacağını, mevcut durumu nasıl değiştirip dönüştüreceğini düşünür, zihni bir lahza bu düşüncelerden uzak kalmaz. Neticede de Allah ona bir çıkış yolu gösterir. Yukarıda da vurguladığımız gibi özetle; dert, sıkıntı, ızdırap bir yönüyle insanî potansiyelin inkişaf edip insanın insan-ı kâmil ufkuna ulaşması için çok önemli bir vesiledir.İmtihanlar, Allah yolunda yürüyenler için değişmez bir realite olduğuna göre, yaşanan can sıkıcı hâdiseler karşısında bize düşen; dağınıklığa düşmemek, yapılan hakaretlere aldırmamak, zulümlerden ve baskılardan yılmamak ve her şeye rağmen doğru bilinen yolda yürümeye devam etmektir. Bunlara takılıp kalır ve sürekli bunlarla meşgul olursanız enerjinizi boş yere tüketir, kuvvetinizi dağıtırsınız da asıl mükellefiyetlerinizi yerine getirecek enerjiniz kalmaz; vazife ve sorumluluklarınızı ihmal etmiş olursunuz. Bizler âciz varlıklarız; gücümüz sınırlı. Bu sebeple, sahip olduğumuz potansiyeli en önemli işlere tahsis etmeli, zihnimizi onlar üzerine yoğunlaştırmalıyız. Mevcut şartlarda gaye-i hayalimiz ve yüce mefkûremiz için ne yapabileceğimizi düşünmeli, buna göre sağlam plan ve projeler üretmeli, stratejiler geliştirmeli ve o istikamette yürümeliyiz.Bu demek değildir ki yapılan zulümleri görmezden gelelim ve bunlar karşısında hiçbir şey yapmayalım. Bilakis hukukun bize tanıdığı hakları sonuna kadar kullanır, haklarımızı müdafaa adına ne yapılması gerekiyorsa yaparız. Konuyu işin uzmanları ele alır ve kendi alanlarıyla ilgili ortaya konması gerekli performansı ortaya koyarlar. Fakat bunun ötesinde herkesin gerekli gereksiz her meseleyle ilgilenmesi, –bağışlayın– her havlayana bir taş atması gibi hususlar bizi dağınıklığa sevk eder. Nöronlarımız bu kadar yükü taşıyamaz. Netice itibarıyla, yapacağımız güzel işlerde de üst üste fiyaskolar yaşarız.Ne zaman ne yapılması gerektiğini tayin edebilmek çok önemlidir. Mümin, akıllı insandır; attığı her adımın nasıl geri dö-