İçeriğe geç

Evet, “Bizler şu anda yolların ayrımında bulunuyoruz. Ya mağdûb ve dâllîn yoluna gitmek bahis mevzuudur.. evet, eğer gönüllerimiz coşmaz, Senden bir şey istemezse, o yollara sürüklenme ihtimali kuvvetlidir. Veyahut da gideceğimiz yol Senin yolun, nebilerin yoludur. Bir şehrâh ve apaçık olan o yol, gidilmiş, yaşanmış ve tecrübe edilmiş bir yoldur. Daha dün Senin Habib-i Edib’in (sallallâhu aleyhi ve sellem), o yolu tecrübe etti ve sadık yârânlarıyla bu yola girdiği için dünya imparatorluklarını dize getirdi. Her yere Senin adını duyurdu. İşte duyulmuş, bilinmiş, binlerce insanın gittiği, alabildiğine geniş, aydın ve berrak bu yol, bütün sâliklerini Senin huzuruna getiriyor. Aslında bu yoldan gelmeyenin Sana ulaşması da muhaldir. Zira iki nokta arasında sadece tek çizgi doğrudur. İşte bu doğru da sadece Senin yolundur. Bu iki nokta arasında başka çizgiler bulunsa dahi onların hepsi az-çok eğridir. Bu az eğrileri biz Hristiyanlık ve Yahudilik olarak kabul ediyor, birine “mağdûbîn” diğerine “dâllîn” diyoruz. Bunların da biri Senin gadabına uğrayıp gitmiş, diğeri de sapıttığı için nereye gideceği belli değildir. Onun için, bizi, binlerce eğri büğrü –doğruya yakın bile olsa– yollar içinde tek doğru olan, Senin doğru dediğin yola hidayet etmeni talep ediyoruz.” diyor ve inliyoruz.

221