İçeriğe geç

Buradan da geriye dönüp baktığımızda اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ ’den buraya kadar gelen âyetleri bir tek âyet insicamı içinde görüyoruz. O kadar ki, bu cümlelerden birini çıkarıverirseniz ciddî bir gediğin meydana geldiğini görürsünüz. Ve yine fazla bir şey eklerseniz, göz kulak tırmalayıcı bir manzaranın zuhur ettiğini müşâhede edersiniz. Hamdden terbiyeye, terbiyeden rahmete, rahmetten her şeyin ötelerle buudlaşmasına ve ondan da insan iradesiyle, Allah inayetinin kutuplaşmasına kadar her şey o kadar latîf bir insicamla anlatılır ki, bu âhenkle büyülenmemek mümkün değildir. Sonra اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّالِّينَ demek suretiyle, Allah’tan yardım adına istenecek şeylerin en kudsîsi, en âlîsi, “yolum” dediği ve bizden evvelki kimseleri ona hidayet ettiği salih, veli ve nebilerin yoluna hidayet edilmeyi talep ediyoruz.

219