Liberalizm, iktisadî hayata devlet müdahalesinin şiddetle karşısında olan bir doktrindir. Fert hür teşebbüsü son haddine kadar kullanmalı ve devlet müdahalesi en asgarî seviyeye indirilmelidir, der. Yeni liberalizm, eskisine göre biraz daha devlet müdahalesine açık olsa bile, temel felsefesinde ciddî bir görüş farklılığı olmasa gerektir.
Sosyalizmin yüzden fazla tarifi var. Ancak hepsinin temelindeki felsefe, hususî mülkiyeti kaldırarak onu umumun emrine vermek şeklinde özetlenebilir. Teorik sosyalizmi hayatın her sahasına kaydıranlar da olmuştur.
Pratikte ise sosyalizm iki türlü uygulanmıştır. Devlet sosyalizmi ki, bu sosyalizm, ideal komünizm ile kapitalizm arasında bir köprü vazifesi görmektedir. Buna göre, bütün istihsal vasıtalarını devlet tekelinde tutmalıdır. Bu tür sosyalizmde fert, gücü kadar çalışır ve ölmeyecek kadar yer. Sendikalist sosyalizmde ise, devlet ferdî mülkiyeti, kâr ve kazanç hakkını bütünüyle kaldırmaz. Fakat çeşitli dernek ve sendikal kuruluşlarla fertleri organize eder ve teşkilatlandırır.
1. Kapitalizm
Kapitalizm, dünya hâkimiyetini feodalizmden devraldığı günden beri kendini dünyanın en güçlü iktisadî sistemi kabul etmektedir. Gerçi, nice defalar revizyona tâbi tutulmuş ve çeşitli değişikliklere maruz bırakılmış, hatta yer yer sosyalizme kaydığı bile olmuşsa da, yine de o hep üstünlüğünü koruduğu iddiasındadır.
Bu görüşe göre, bütün iktisadî yapının temelinde sermaye vardır. Evet, kapitalizm sermayeye dayalı bir sistemdir. O, tüketimi ve israfı esas alır. Lüks ve sefahati terviç eder. Zira sistemini ayakta tutabilmek için evvelâ kendisine böyle bir dünya kurması gerekmektedir. Ve bu sistem bir ölçüde bu işi başarmıştır.