İçeriğe geç

Marksizm, temelde ferdî mülkiyeti nefyetmiş ve sistemini böyle fasit bir düşünce üzerine kurmak istemiştir. Ne var ki o, daha üçüncü enternasyonalde herkese küçük dahi olsa bir miktar özel mülkiyet hakkı tanımaya karar vermiş ve böyle bir revizyona gitmiştir. Sonra da, enternasyonallerin ardı arkası kesilmemiştir. Öyle ki, zamanla sistem sayısız revizyonlarla tamamen yamadan müteşekkil bir torba hâline gelmiştir. Ayrıca daha sonra her enternasyonal bir hizip olup çıkmış ve aralarında sürtüşmeler başlamıştır. Böylece onun müntesibi sayısınca hizip ortaya çıkmıştır. Günümüzde ise, bu sistem tamamen bitmiştir. Böyle olacağı ise daha ilk gününden bellidir. Çünkü Marks’ın ütopyası gayr-i tabiî ve gayr-ı fıtrîdir.

Mal-mülk edinmenin insan hayatında kendine göre bir yeri ve bir ağırlığı vardır. Bu realite kat’iyen göz ardı edilemez. İnsan hem kendi başını sokacağı hem de bu dünyadan göçüp giderken evlâtlarına bırakabileceği bir ev, bir yuva ister. Kuş bile böyle bir yuva kurar ve kuluçkaya orada yatar. Bir taş, toprak ananın sinesine kendisini atar da orada toprak olur. Her şey, içinde barınacağı, oluşacağı ve ayrı bir hüviyet kazanacağı bir rahm-i mâder arzu eder. Bu arzu ve istek fıtrîdir ve ona saygılı olunmalıdır.

***

İslâm, meselelere gayet fıtrî yaklaşmakla on dört asırdır dimdik ayakta durmaktadır ve bu duruş kıyamete kadar da devam edecektir. Diğer sistemlerin daha doğmadan ölmeleri ise, insan fıtratına zıt olmaları sebebiyledir. Aslında beşer karîhasından çıkan her sistem için er veya geç bu akıbet mukadderdir.

171