Dahası, anne-baba, çocuğun yanındaki muhaverelerine bile dikkat etmeli, bu muhavereler çocuğu ilgilendiren, ona vermek istediğimiz esaslar çerçevesinde olmalı, Allah merkezli olmalıdır.
Bir kısım çevrelerin, insanın en çok yönlendirilmeye muhtaç olduğu bir safhayla ve zamanımız gibi başıboşlara köşe başı tuzakların kurulduğu bir ortamda sistemli olarak, her Allah’ın günü “çocuklara, gençlere müdahale edilmemesi”, “karışılmaması”, “onların serbest bırakılması” gibi propagandaların yapıldığı ve bunun tesiriyle anne babaların ne yapacağını şaşırdığı bir hengamda, Hocaefendi gibi ilmiyle, ihlâsıyla güvenilir bir zatın bu uyarısı, çölde yolunu yitirene bir pusula ve âb-ı hayat hükmüne geçecektir.
Büyük Türkiye idealine uygun nesil yetiştirme aşkına sahip olan nice samimî muhiblerin, bu ideal için önce kendi yaşayışlarını değiştirme gayretine gireceklerine ve bunun tatlı semerelerinin kısa zamanda millî hayatımızda görüleceğine, hissedileceğine şahsen inanıyorum.
Kaynaklar
Eserde yer verilen fikirlere ve tavsiyelere güven veren husus, her bölümde ele alınan ana fikrin âyet ve hadislere dayandırılmış olmasıdır. Ulemanın ittifakına binaen bu nevi eserlerde bilhassa Kütüb-i Sitte’den muktebes hadislerin sıhhat durumunu belirtmeye ciddî bir gerek olmamasına rağmen zayıf olanlar muttarıdan belirtilmiş, bir dipnotta özrü de kaydedilmiştir.
Kaynaklar arasında bazı Şiî büyüklerinin hususen İmam Cafer’in yer alması ve onlara sıkça atıf yapılması çalışmanın bir başka değişik yönünü teşkil etmektedir. Bu tutum, sadece o büyüklerden de istifadeyi sağlamıyor, aynı zamanda Safevi Şiiliğinin getirdiği taassupla birbirinden kopan Şiî ve Sünnî dünya arasında köprü kuruyor, muhabbet ve kardeşlik kapılarını aralıyor. Bediüzzaman’ın başlatmış olduğu bu tavra Müslümanların sistematik şekilde birbirlerinden koparıldığı zamanımızda gerçekten ihtiyaç var.