İçeriğe geç

Aile reisinin ilk sorumluluğu “müslimât, mü’minât, kânitât, sâdikât, sâbirât, hâşiât, mütesaddıkât, sâimât, hâfizât, zâkirât”tan ve “sâlihât”tan bir hayat arkadaşı seçmektir. İdeal ailede anne-baba, birer terbiye ustası olmalıdırlar. Çocuğun terbiyesinde gerekli olan sorumluluk duygusuna, bilgilere sahip olmalıdırlar: “Anne baba olmak isteyen herkes belli bir seviyede psikoloji, pedagoji ya da en azından Kur’ân’ın bu mevzudaki mücmel prensiplerini bilmeli… insan, mutlaka iyi nesiller yetiştirmenin yollarını öğrenmelidir.”

Bu, aslında yetkililere de bir mesajdır. Devletimiz bazı Avrupa memleketlerinde olduğu üzere, bekarlara, anne ve babalıkla ilgili (terbiye, sağlık, ev ekonomisi gibi) bilgilerin verildiği bir kısım kurslardan geçmeyi, evlenme ruhsatı için şart koşan kanuni düzenlemeler yapabilir. Devletten bunu beklemekle birlikte, gerçekleşinceye kadar, fertlerin kendi kendilerini yetiştirmesi gerekir. Kitapta yer alan bu tavsiyelerin gittikçe artan bir kesafetle yankı bulacağına inanıyoruz.

Çocuk Miktarı

Ailenin öncelikle gayesi neslin devamı; yani çocuk elde etmek ise de kitapta: “Mühim olan derinliktir, ağırlıklı, çaplı olmaktır.” denilerek kaliteli nesil, iyi terbiye verilebilen nesil terviç edilir: “Müslümanlar adet çokluğundan ziyade her şeyi Allah’la münasebete, keyfiyete, iç derinliğe bağlamalıdır.” denir. Yani asrın her şeyi rakamlara dökme çıkmazına düşmeden, herkese, ideal seviyede terbiye verebileceği miktarda çocuk yapması tavsiye edilmiş oluyor.

Terbiyeden Önce Tefekkür

Esere ikna edici bir yön kazandıran husus, okuyucuya hep tefekkürü, muhakemeyi, niçin, neden, sebep aramayı teklif etmesidir. “Terbiyeden önce düşünmek! Neyi iyi, neyi kötü görüyoruz… Çocuklarımızın nasıl yetiştirilmesini düşünüyoruz?… Gece geç vakitlere kadar şurada burada vakit geçirmesine nasıl bakıyoruz… Hangi saatte eve gelirse gelsin kapımızı açacak ve sinemize basacak mıyız?”

4