İçeriğe geç

Dün üzerinde silindirler geçmiş gibi yerle bir edilen Japonya, bugün dünyayla hesaplaşma yolunda… Dün kolu kanadı kırılıp bir tarafa itilen Almanya, bugün başkalarının korkulu rüyası… Öyleyse, bizim dünyamız neden yerinde kalakalsın! O da pekâlâ kendine gelip toparlanabilir; toparlanıp çağı ile hesaplaşabilir. Kaldı ki, görülebildiği kadarıyla, bu dünya da yeniden derlenip toparlanma, geçmişini onlara borçlu bulunduğu tarihî dinamiklere yönelme ve hızlı bir mâneviyat topluluğu hâline gelme devresine girmiş sayılır.

Bir asırlık bilgi ve tecrübe birikiminin yanında, Avrupa’nın zulüm, tahakküm ve yıllardan beri süregelen sinsice ezme politikalarının da onun metafizik gerilimini bir hayli arttırdığı düşünülecek olursa vasat müsait ve şartlar da tamam demektir. Buna mukabil, hasım dünya ise bohemlik, lâahlâkîlik, mâneviyat buhranları ve cismanî hayat cenderesinde canı gırtlağına gelmiş olma gibi çözülüş sebepleriyle karşı karşıya bulunmaktadır ki, bu hâliyle onun için, bugün olmasa da yarın bir inkıraz kaçınılmaz gibi gözükmektedir.

Bir zamanlar, kısmen dahi olsa, milletimizi de saran zafer ve muvaffakiyet sarhoşluğu, dolayısıyla da, rahat, rehavet, tenperverlik, bugün Batı topluluğunu bütünüyle kıskacına almış ve adım adım onu ölüme götürmektedir. Harb ü darpten usanmış ve uzaklaşmış, kendini her gün biraz daha dünyanın cazibe ve sûrî güzelliklerine kaptırmış bu maddeci yığınlar, bir gün bütün bütün mukavemetleri kırılacak ve kendilerini, etrafında dönüp durdukları girdabın “ile’l-merkez” gücüne karşı koruyamayacak, ya başka kuvvet kaynaklarına takılıp başka bir hâl alacak veya tamamen sahneden silinip gideceklerdir. Varsın onlar şimdilik, dünyayı fethettiklerinden, onu zapturapt altına aldıklarından dem vuradursunlar; gelecek, onlara pek de tebessüm edeceğe benzemiyor.

122