İçeriğe geç

Bu irade ve himmet insanlarının gelişi, bizim milletimiz için olduğu gibi, bir mânâda topyekün insanlığın kurtuluşunu da beraberinde getirecektir. Bugün bütün insanlık, sefil, derbeder ve perişandır; dünya çapında hemen her şey elden ayağa düşmüştür: Söz sofrası şuursuz sarhoşların elinde.. düşünce, yedi dünyaya karşı dilencilik yapanların sermayesi.. ilim, her şeyi maddede arayanların oyuncağı.. bilim ürünleri, küfür hesabına istismar vasıtası… Her ağızdan yükselen ayrı ayrı ses, her kafadan çıkan farklı farklı düşünce görgü, bilgi ve töre mahrumu yığınları bütün bütün şaşkına çevirdi ve huzursuzluk unsurları hâline getirdi.

Şimdi, bütün bu menfî durumların yanında, ışığın ve rehberin de güven vermediği gece kadar karanlık bir dönemde, kitlelerin inandırılıp uyarılması için, kederini sözlerine karıştıracak, hasret ve hicranlarını gözyaşları hâline getirip kurak ve çorak yerlerin bağrına salacak.. her yere uğrayıp herkesi ziyaret edecek; uğrayıp ziyaret ettiği yerlere, gönül nağmelerinden mesihî soluklar gibi diriltici besteler duyuracak öyle söz, hâl ve gönül erleri ister ki; bu güne kadar tekrar ber tekrar aldatılmış ve artık kimseye güveni kalmamış kalabalıklar, bu yeni ses ve söze inansın, uyansın ve o sözün yankıları içinde sonsuzluk arayışına geçsin; geçsin de, Cebrail kanadı takmış gibi, bir solukta “mevkib-i Arş” olup gökler ötesi âlemlere ulaşsın…

Yıllar var ki, kalabalıklar, bu seviyede, onun derd ü ızdırabından anlayacak ve elemlerini ruhunda duyup yaşayacak samimileri bekleyip durdu. Uğradığı her yerde onları aradı.. karşılaştığı herkese onları sordu; aradıkları hakkında tam bir bilgiye sahip olmasa bile, bunların, gönlündeki gamlara gam çekmeye namzet gönüllüler olabileceğini vicdanında duydu ve onların hülyalarıyla teselli oldu.

137