Evet, onlar, bir kere İsrafil gibi sûra üfleyince, birkaç asırdan beri kendilerini ölüm uykusuna salmış ne kadar uyurgezer varsa birdenbire dirilecek.. o güne kadar rüyalarla teselli olan bütün bahtsızlar uyanacak; şurada-burada hırıltılarla dolaşıp duran ve şeytanın ümitsizlik bestelerini seslendirenlerin de sesleri kesilecektir.
Onlar, bütün peygamberlerin mutlak vârisi, insanlığın iftihar tablosu Nebiler Sultanı’nın da en has mirasçıları olduklarından, bir mânâda, tıpkı o ufuk insan gibi, Âdem Nebi’den sadakat ve vefa, Nuh peygamberden azim ve kararlılık, Hz. İbrahim’den hilm u silm ve teslimiyet, Musa (as)’dan mücadele ve fütüvvet, Hz. İsa-Mesih’den mülayemet ve müsamaha tevarüs etmişlerdir.
Dünden bugüne bu vasıflardan sadece birkaçıyla bile çok ölü gönüller dirilmiş ve çok ümranlar kurulmuştur. Bunların bütününün bir anda ve bir kadroda bulunması, vesilelik açısından yeni bir “ba’sü ba’del mevt” için öyle müthiş bir kuvvet kaynağıdır ki, bu kaynağı temsil edenler, bugün olmasa da yarın, zirveleri tutup insanlığın kaderine hükmedebilirler.. elverir ki, Cenâb-ı Hak’la, aralarındaki misakı bozup çeşit çeşit inhiraflara düşmesinler…
Evet, bugün insanlık yeni bir kurtuluş bekliyor. Öyle anlaşılıyor ki, dünya çapındaki bu büyük işi gerçekleştirecek yegâne güç de, çağımızda Hak rahmetinin temsilcileri sayılan, peygamber vasıflarıyla serfiraz bu altın nesil olacaktır ve ilklerinkine yakın bu şeref beratının sonu da bunların unvanlarıyla mühürlenecektir.