Günümüzün insanlarının da, inanç ve cesaretlerini yitirmedikleri takdirde, bir baştan bir başa bütün dünyayı saran kargaşa ve huzursuzluğu yenecekleri ümidini beslemekteyiz. Aslında dünden bugüne hep, en bunalımlı dönemleri, en huzurlu dönemler takip etmiş, kaoslar nizamları doğurmuş ve aydınlıklar zulmet zulmet üstüne karanlıkları kovalamıştır. Toplumlar, tam kimliksiz ve kaba bir kitle hissini verdiği aynı anda, üstün vasıflı, çelik iradeli, düşüncesi aydın birisi çıkmış ve onlara insanlığa giden yolları göstermiştir. İlk planda belki onunla alay edilmiş, düşüncelerine karşı çıkılmıştır; ama, neticede koca kitleler onun mayasıyla mayalanmış, onunla bütünleşmiş ve onun sayesinde apayrı bir varlığa ulaşmışlardır…
İşte bu kuşağın en kudsîleri nebiler ve onların takipçileri..! İşte Copernic ve Galileo, işte Edison ve Einsteinler..! Hemen hepsi de “redd ü inkârın” en akıl almazına maruz kalmışlardır; ama, zamanın tefsiriyle, bütün hasımlarına rağmen bir hamlede sıçrayıp zirveleri tutmuşlardır.
Dünya kuruldu kurulalı bu, hiç değişmeden hep böyle cereyan etmiştir ve bugün için de aynı şeyler bahis mevzuudur. Elverir ki, günümüzün insanı da inanç ve düşüncede kendini yenilemesini bilsin, gelip geçen hâdiseler karşısında ümidini yitirmesin; maddî-mânevî, içtimaî-iktisadî krizlere gereğinden fazla ehemmiyet vermesin ve önünü kesen dev vak’alardan ürküp paniğe kapılmasın..!