Sağlam Geçmiş Güçlü Yarın
Şanlı geçmişimizi kendine has zevkleriyle her duyuş ve her yudumlayışımızda, peşi peşine ihtişamlarla başımızın döndüğünü hisseder, bu hisle gerilir; onunla bir başka hazlara uyanır ve o şanlı, namlı devirleri bütün tazeliğiyle yeni baştan yaşıyor gibi oluruz.
Maziye dair her söz, her düşünce, her hatıra öyle sırlı bir menşurdur ki, geçmişten esip gelen, ruhlarımızı okşayıp geçen her ses ve her izle gözlerimizin önünde bambaşka dünyaların tüllendiğini duyar gibi olur ve kendimizi cedlerin o velveleli hayat armonileri içinde buluruz. Buluruz da; dünü bugünle, bugünü de yarınla iç içe tahayyül eder ve bu uçsuz bucaksız hazlarla sonsuzluk kadar derinleşiriz.
Vâkıa, yer yer geçmişten hazan rüzgârlarının esip geldiği, hayallerimizi bir kısım hüzünlerin sardığı da olur; ama sürekli olmayan bu sis ve duman, tıpkı bahar bulutları gibi çarçabuk silinip gider, yerlerini göklerin ve zeminin çehrelerinde dalgalanıp duran daha çarpıcı güzelliklere ve daha derin zevklere bırakırlar. Aslında, gerçek zevk de, bu iniş ve çıkışların, bu med ve cezirlerin birleştiği noktada çağlayıp duran zevktir.