İçeriğe geç
23. Bölüm

Millî Düşüncenin Gurbet Yılları

Bugüne gelinceye kadar millî mefkûre ve tarihî değerlerin bu kadar garip kaldığını hatırlamak mümkün değildir. Müntesiplerinin cehalet ve iradesizliği, hasımlarının azim ve cür’eti karşısında gurbetlerin en acısına marûz bırakılan koskoca bir tarihî dava, kim bilir daha ne kadar zaman bu yalnızlığını yaşayacak..?

Yıllar yılı cehalet ve aczini aşamayan bu dünya ve onun uyur-gezer insanları, fevkalâde azimli, fevkalâde mütecaviz ve alabildiğine şer bir dünya karşısında, defaatle nakavt edilmiş olmasına rağmen, büyük bir kısmı itibarıyla, bir kerecik olsun gerilime geçemedi, kendini yenileyip kendi asrı ile hesaplaşamadı ve çağını hep gerilerden takip edip durdu. Ara sıra toparlanıp kendine gelmeye çalıştığı görüldü ise de, bir düzine karanlık ruh, karanlık düşünce ve karanlık beyanların “irtica, çağ dışı” yaygaraları karşısında sindi ve fermuarını başına çekerek yeniden derin uykulara daldı.

Evet, işte bir tarafta, örfüne, an’anesine, mukaddes değerlerine bağlı; fakat, büyük ölçüde okumayan, düşünmeyen, şayet bir problemi olursa ona harikalar kuşağında çözüm bekleyen ve sürekli olarak hasımlarının oyun ve gözbağcılığına gelen saflardan saf bu sadedil insanlar; diğer tarafta yabancılaşmayı “çağdaşlık” ve “medeniyet” sayan, mukaddes değerlerini tezyiften geri kalmayan, bir çırpıda bütün geçmişini inkâr edebilen ve kendi dünyasına ait hiçbir şeyi bilmeyen, hatta bilmediğini de bilmeyen.. dinî duygu ve dinî düşünceye karşı fevkalâde mütecaviz; garpçılığı sırf bir taklit, kendi dünyasından nefreti bir aşağılık duygusu.. hâsılı;

“Şark’a bakmaz, Garb’ı bilmez görgüden yok vâyesi,1 Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi”

kimliksiz bir yığın…

84