Birincilerin, arzu edildiği ölçüde faydalı oldukları iddia edilmese bile, hüsnüniyetli ve zararsız olduklarında şüphe yoktur. Ya ikinciler öyle mi? Bunlar tamamen, hasım dünyanın söz ve fikirleriyle oturur kalkar, onların kin ve nefretlerine tercüman olur; onların düşüncelerine şerhler, haşiyeler yapmaya çalışır ve eski şerhçileri, haşiyecileri tenkit ettikleri aynı noktada, batıl hezeyanların yorum ve izahlarıyla çürüyüp giderler.
Bunlardır ki kitap, gazete, mecmua, panel ve açık oturum gibi şeylerle efkâr-ı âmme yapmasını, meşruları gayri meşru, gayri meşruları da meşru göstermesini çok iyi bilirler. İsterlerse, hiç yoktan sun’î kıyametler kopararak cemiyeti tedirgin ve yığınları da birbirine düşürebilirler. Ve yine bunlar, din ve dince mukaddes sayılan şeyleri tahripten bir lahza geri kalmaz; yerinde mazi ve tarihi karalayarak, nesilleri özlerinden uzaklaştırır; yerinde ilericilik adına ülke ve insanımıza bütün bütün zararlı her şeye vize vererek, yığınları yabancı düşüncelerle şaşkına çevirir; yerinde de bütün ahlâkî prensipleri hiçe sayıp kitleleri zapturapt altına alan tarih kadar eski bütün beşerî disiplinleri yerle bir eder ve anarşiye davetiyeler çıkarırlar. Bunlar ve bunların elinde kimliksizleşen bilgisiz nesiller, zamanla birbirinin kurdu hâline gelir ve ülke bir baştan bir başa kanlı bir arenaya döner.
Tabiî bu arada, geçmişine saygılı, yarınını kavrama peşinde ve çağıyla hesaplaşmaya hazırlanan aydınlık ruhları, “beşinci kol”, “mürteci” gibi yaftalarla karalayıp toplum dışı bırakmayı, ürkütüp kaçırmayı ve sahip çıktıkları cihanpaha değerlere taraftar olmanın ayıp olduğu hissini uyararak, koskoca bir tarihî mirası hamisiz, müdafisiz bırakmayı da ihmal etmezler.