İçeriğe geç

Tüccarlar, sağa-sola gider; alışveriş yapar ve gelirken de bir şeyler alır öyle dönerler. Allah Resûlü de tamamen ebediyet gamzeden bir mukaddes alış-veriş için Rabbinin huzuruna çıkmıştı. Kudsî yolculuğun daveti.. bu âdeta bir alış-verişti; Cenâb-ı Hak’tan gelmişti. Bu alışverişte Rabbimiz’in bizden istediği de sadece itaat ve kulluktu. Buna mukabil O da, namazımızı, Efendimiz’in miracı gibi kabul buyuracaktı. Biz O’nun yolunda olacaktık, O da bizim elimizden tutacak ve bizi zâyi etmeyecekti. Biz, görmeden O’na inanacaktık, O da bir mânâda namazımızda bize görünerek gözlerimizi aydın kılacaktı. Ortada böyle bir alış-veriş vardı; ama, hiçbir surette pazarlık yoktu. Çünkü verilenlerin hepsi bir lütuftu…

Allah (celle celâluhu) lütfuyla O’nu huzuruna aldı. Ve en çok sevdiği bu insanı bizim namımıza konuşturdu. Tahiyyatı ile O’na selâm verdi ve bize de selâm gönderdi. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) istifade ettiği gibi, biz de o teveccühten istifade ettik. Namaz işte böyle bir huzuru sembolize eder.

240