Evet, eğer Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün yorgun düşer de gece ibadetine kalkamazsa, gündüz onu katlamalı eda ederdi; yani 8 yapacaksa 16, 10 yapacaksa 20 yapardı. Evet O (sallallâhu aleyhi ve sellem), başlattığı bir şeyi hayatının sonuna kadar kat’iyen bırakmadı. Hadisler arasında bu mevzua delâlet edecek bir hayli rivayet var: Bu cümleden olarak Hz. Âişe Validemiz’in (radıyallâhu anhâ) şu sözünü zikredebiliriz: “Öyle namaz kılardı ki, rükûunun, kıyamının, secdesinin, kavmesinin, celsesinin uzunluğunu ne sen sor ne ben söyleyeyim!”3
Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) arkasında eğer cemaatte zayıf kimseler olursa, o merhametkâni, o perverdigâr, onları düşünür ona göre davranırdı. Buyuruyor ki: “Bazen istiyorum ki, namazda uzun uzun Kur’ân okuyayım, ne var ki, bir çocuğun ağladığını duyunca, anasının heyecanını düşünüyor, namazı hızlı kılıyorum.”4 Bir seferinde O, Bakara sûre-i celîlesini okumaya niyet etmiş, derken bir çocuğun sesini duyunca وَالسَّمَۤاءِ وَالطَّارِقِ deyip kıraate son vermişti.
Aman Allahım, bu ne rikkattir! Bu nasıl bir inceliktir! Kadrini tam bilmesek de, biz nasıl tali’li insanlarız ki, bütün insanlar arasında, şansımıza O (sallallâhu aleyhi ve sellem) düşmüş. Evet, Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ): “O’nun kıldığı namazın uzunluğundan, güzelliğinden ne sen sor, ne de ben söyleyeyim!”5 diyor.