mümtaz bir zâtı görmek için meraklı bir şevki herkes vicdanında hisseder. Acaba dünyanın bütün güzelliklerinden ve kemâlâtından binlerce derece yüksek olan cennetin bütün güzellikleri ve kemâlâtı, cemâlinin ve kemâlinin ancak bir cilvesi olan Zât’ı görmek, ne kadar cazibeli ve merak uyandırıcıdır, ne kadar arzu edilir ve iştiyak vericidir, kıyas edebilirsen et...
اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا فِي الدُّنْيَا حُبَّكَ وَحُبَّ مَا يُقَرِّبُنَا إِلَيْكَ وَالْاِسْتِقَامَةَ كَمٓا أَمَرْتَ وَفِي الْاٰخِرَةِ رَحْمَتَكَ وَرُؤْيَتَكَ
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى مَنْ أَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ
Tembih
Bu Söz’ün sonundaki etraflıca izahı uzun görme; önemine nispeten kısadır, hatta daha uzun anlatmak gerekir. Bütün bu Söz’lerde konuşan ben değilim. Belki Kur’an’ın işaretleri adına hakikattir. Hakikat ise hak söyler, doğru konuşur. Eğer yanlış bir şey gördünüzse kesinlikle biliniz ki, haberim olmadan fikrim karışmış, karıştırmış, yanlış yapmıştır.
* * *
Münâcât
Ya Rab! Nasıl büyük bir sarayın kapısını çalan bir adam, açılmadığı vakit o sarayın kapısını başka, makbul bir zâtın tanıdık sesiyle çalar ki kapı ona açılsın... İşte biçare ben de senin rahmet dergâhını, sevgili bir kulun olan Üveys el-Karanî’nin nidası ve münâcâtıyla şöyle çalıyorum. Dergâhını ona açtığın gibi, rahmetinle bana da aç.
Onun gibi derim ki:
Dipnotlar
- Allahım! Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle rızıklandır! Ahirette ise rahmetinle ve cemâlini göstermekle bizi rızıklandır!
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sensin.” (Bakara sûresi, 2/32)
- Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resûlün Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), O’nun bütün âline ve ashabına salât ve selam eyle!