İçeriğe geç
Sözler

Mesela: Nasıl ki cömert, âlicenap, şefkatli bir zât, gayet fakir, aç ve muhtaç olanlar için seyahat halindeki güzel bir gemisinde bir ziyafet hazırlar, kendisi de seyreder. O fukaranın minnet duyarak nimetlere kavuşması, aç olanların müteşekkir bir şekilde lezzet alması ve muhtaçların onu överek memnuniyetleri, ikram etmeyi seven o zâtı ne derece sevindirir, ne kadar hoşuna gider, anlarsın.

İşte küçücük bir sofranın hakiki sahibi olmayan ve bir dağıtım memuru hükmündeki bir insanın sevinci böyle ise cinleri, insanları ve hayvanları, sonsuz uzay denizinde seyahat ettiren bir gemisi olan koca yerküreye bindirip üzerine sayısız yiyecek çeşitlerinin bulunduğu bir sofrayı onun üzerine sererek bütün canlıları küçük bir kahvaltı türünden o ziyafete davet eden.. gayet mükemmel ve bütün lezzetleri barındıran, daimî, ebedî bir bekâ yurdunda cennetleri, her birini birer nimet sofrası kılarak hadsiz lezzet ve güzellikleri içinde bulunduran bir tarzda, sonsuz bir zamanda, nihayetsiz muhtaç ve arzulu olan sayısız kullarına hakiki yemek için bir ziyafet sofrası yapan Rahman ve Rahîm Zât’a ait, tabir etmekten aciz olduğumuz muhabbetin mukaddes mânâlarını ve rahmetin neticelerini kıyaslayabilirsin.

Hem Mesela: Mahir bir sanatkâr, maharetini göstermeyi seven bir usta; güzel, plaksız konuşan fonograf gibi bir sanat eseri icat ettikten sonra onu kurup tecrübe ediyor ve herkese gösteriyor. O fonograf, sanatkârının düşündüğü ve istediği neticeleri mükemmel şekilde verse onun mucidi ne kadar iftihar eder, ne kadar memnun olur, bu onun ne derece hoşuna gider... Kendi kendine “Bârekâllah” der.

İşte küçücük bir insan, aslında bir şey var etmediği halde, sırf görünüşteki bir sanatçığı ile, bir fonografın güzelce işlemesiyle böyle memnun olursa… Acaba koca kâinatı bir musiki, bir fonograf hükmünde yarattığı gibi, yeryüzünü ve yeryüzündeki bütün canlıları, bilhassa canlılar içinde insanın başını öyle Rabbanî bir fonograf ve ilahî bir musiki tarzında yapan bir Sâni-i Zülcelâl’in o sanatı karşısında insan hayretinden parmağını ısırmaz mı?

İşte benzersiz bir sanatla yaratılmış bütün o varlıklar, kendilerinden beklenen bütün neticeleri son derece güzel bir şekilde gösterirler. Onların yaratılış kanunlarına itaati hususi bir ibadet, kendilerine has bir

755