İçeriğe geç
Sözler

• İkinci Temsil: Seninle beraber çöl gibi büyük bir yerdeyiz. Kum denizi fırtınasında, gece çok karanlık olduğundan elimizi bile göremiyoruz. Kimsesiz, koruyucusuz, aç, susuz ve ümitsiz bir vaziyetteyken birden bir zât, o karanlık perdesinden geçip yanımıza gelerek bize bir otomobil hediye etse, bizi ona bindirse ve birden, istikbalimiz temin edilmiş, bizim için gayet merhametli bir koruyucu bulunmuş, yiyecek ve içecekler hazırlanmış bir halde bizi cennet gibi bir yere bıraksa ne kadar memnun oluruz, bilirsin.

İşte o büyük çöl bu yeryüzüdür. O kum denizi, hadiseler içinde zerrelerin hareketleri ve zamanın akışıyla çalkalanan varlıklar ve biçare insandır. Her insan, kalbi endişeyle yaralı olduğu halde geleceği dalâlet nazarıyla, müthiş karanlıklar içinde görüyor. Feryadını işitecek kimseyi bilmiyor. Ölesiye aç ve susuzdur. İşte Mirac’ın meyvesi olan Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazandıracak şeyler ile şu dünya, gayet kerim bir Zât’ın misafirhanesi, insanlar da onun misafir ve memurları; gelecek ise cennet gibi güzel, rahmet gibi şirin ve ebedî saadet gibi parlak göründüğü vakit, bunun ne kadar hoş, güzel, şirin bir meyve olduğunu anlarsın.

Bizi dinleyen zât diyor ki: “Cenâb-ı Hakk’a yüz binlerce hamd ve şükür olsun ki inkârdan kurtuldum, tevhid dairesine girdim, tam inandım ve kâmil imanı kazandım.”

Biz de deriz ki: Ey kardeş! Seni tebrik ediyoruz. Cenâb-ı Hak bizleri, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) şefaatine mazhar eylesin. Âmin...

711