Biçare cinler ve insanlar, sürekli değişen bir dünyada, yokluk ve ayrılık sarsıntıları içindeki mevcudatın zamanın akışı ve zerrelerin hareketleri ile ebedî yokluk ve ayrılık denizine döküldüğü, yürek paralayan bir vaziyette bulundukları sırada, böyle bir müjdenin ne kadar kıymetli, kendilerini ebedî yokluğa mahkûm zanneden fâni cin ve insanlar için ne kadar saadet verici olduğu tarif edilmez. Bir adam idam edileceği anda affedilse ve kendisine padişaha yakın bir saray verilse, ne kadar sevinir... İşte bütün cinler ve insanlar sayısınca böyle sevinçleri topla, sonra bu müjdenin kıymetini kıyasla…
Dördüncü Meyve
Cenâb-ı Hakk’ın eşsiz güzelliğini görme meyvesini kendi aldığı gibi, o meyveye ulaşmanın her mümin için mümkün olduğu müjdesini de cinlere ve insanlara hediye getirmiştir. O meyvenin ne kadar leziz, hoş ve güzel olduğunu şununla kıyaslayabilirsin: Kalbi bulunan her insan güzellik, kemâl veya ihsan sahibi birini sever. Ve o sevgi de güzelliğin, kemâlin ve ihsanın derecesine göre artar, hayranlık mertebesine gelir; insan sevdiğine canını verecek kadar muhabbet bağlar. Yalnız bir defa görmesine rağmen dünyasını feda edecek hale gelir. Halbuki bütün varlıklardaki güzellik, kemâl ve ihsan; Cenâb-ı Hakk’ın cemâl, kemâl ve ihsanına nispeten küçük birkaç parıltının güneşe nispeti gibi bile değildir. İşte, nihayetsiz bir muhabbete, görme arzusuna ve iştiyaka lâyık, sonsuz haşmet ve kemâl sahibi bir Zât’ı ebedî hayatta görmeye muvaffakiyetin ne kadar saadet ve sevinç kaynağı, hoş ve güzel bir meyve olduğunu insan isen anlarsın.
Beşinci Meyve
İnsanın, kâinatın kıymetli bir meyvesi ve onun Sâni’inin sevdiği nazlı bir varlık olduğu, Mirac ile anlaşılmış ve Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) o meyveyi cinlere ve insanlara getirmiştir. Küçük bir mahlûk, zayıf bir hayvan, aciz bir şuur sahibi varlık olan insanı o meyve ile o kadar yüksek bir mertebeye çıkarır ki, onu bütün varlıkların üstünde bir şeref makamına eriştirir. Hem öyle bir sevinç ve mutluluk verir ki, tarif edilmez. Çünkü mesela basit bir askere, “Bundan böyle mareşalsin.” denilse ne kadar memnun olur. İşte fâni ve aciz, konuşan bir hayvan