Canlılar içinde en sevimli ve kıymetli, şuur sahipleridir. Ve şuur sahipleri içinde mahiyetinin kuşatıcılığı itibarı ile en çok sevilmeye lâyık olanlar, insanlar arasındadır. İnsanların içinde de kabiliyetleri tamamen açığa çıkmış olan, bütün sanatlı varlıklara yayılmış ve onlarda tecelli etmiş kemâlâtın numunelerini gösteren fert, en sevimlidir.
İşte her şeyin Sâni’i, bütün varlıklarda görülen muhabbet tecellisinin her çeşidini bir noktada, bir aynada görmek ve güzelliğinin bütün inceliklerini, ehadiyet sırrıyla göstermek için yaratılış ağacından nurlu bir meyve derecesinde ve kalbi o ağacın esas hakikatlerini içine alacak bir çekirdek hükmünde olan bir zâtı, başlangıçtaki çekirdekten son nokta olan meyveye kadar birleştiren bir bağ hükmündeki Mirac ile huzuruna kabul etmiştir. O ferdi kâinat namına sevdiğini bildirmek, cemâlini göstermekle şereflendirmek ve ondaki mukaddes hallerin başkalarına da geçmesini sağlamak için onu kelâmıyla taltif edip fermanıyla vazifelendirmiştir. Mirac’ın hikmeti budur.
Şimdi bu yüce hikmete iki temsilin dürbünü ile bakacağız.
Birinci Temsil
On Birinci Söz’deki temsilî hikâyede etraflıca anlatıldığı gibi: Nasıl ki şanlı bir sultanın pek çok hazinesi ve o hazinelerde çok çeşitli cevherleri bulunsa… Benzersiz sanatlarda çok mahareti ve sayısız, hayret verici, eşsiz ilimlerde marifeti, engin bilgisi olsa... Her güzellik ve kemâl sahibinin kendi güzelliğini ve kemâlini görüp göstermek istemesi sırrınca, elbette o sınırsız ilim sahibi sultan da bir sergi açmak ister ki, içine eserlerini dizsin, saltanatının haşmetini, servetinin şaşaasını, sanatının harikalarını, marifetinin benzersizliğini göstersin, insanların nazarına sunsun. Böylece manevî güzelliğini ve kemâlini iki şekilde seyretsin.
Birincisi: Bizzat kendi, inceliklere aşina nazarıyla görsün.
İkincisi: Başkalarının nazarıyla baksın.
İşte şu hikmete binaen o sultan çok büyük, muhteşem, geniş bir saray yapmaya başlar. Onu şahane bir surette dairelere, odalara ayırır. Türlü türlü nakışlarla, sanatının en güzel, en hoş eserleriyle süsler. İlminin ve hikmetinin en ince örnekleriyle düzenler. Mucizeli eserleriyle donatıp tamamladıktan sonra çeşit çeşit nimetlerin ve en leziz yemeklerin bulunduğu sofralar kurar, her topluluğa lâyık birer sofra ayırır ve umumi