İçeriğe geç
Sözler

meskenidir. İşârâtü’l İ’caz adlı tefsirimde, ثُمَّ اسْتَوٰٓى إِلَى السَّمٓاءِ فَسَوَّاهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ ayetinde buyrulan, göklerin hem varlığını hem de pek çok tabakadan oluştuğunu, Yirmi Dokuzuncu Söz’de ise meleklerin varlığını iki kere iki dört eder derecesinde bir kesinlikle ispatladığımızdan, onlarla yetinerek burada kısa kesiyoruz.

Sözün Özü: Esir maddesinden yapılmış, elektrik, ışık, sıcaklık, çekim kuvveti gibi akıcı ve latif şeylerin meskeni ve hadisteki اَلسَّمَاءُ مَوْجٌ مَكْفُوفٌ işaretiyle gezegenlerin ve yıldızların hareketlerine müsait olan Samanyolu adlı yıldız kümesinden en yakın gezegene kadar çeşitli vaziyet ve mahiyetlerde yedi tabaka vardır. Her tabakada yeryüzünden berzah âlemine, misâl âlemine, ahirete kadar birer âlemin damı hükmünde birer gök bulunur. Bu, hikmetin ve aklın gereğidir.

Ey dinsiz inkârcı! Hem mesela diyebilirsin ki: “Bin zorlukla ve uçak vasıtasıyla ancak bir iki kilometre yukarıya çıkılabilir. Bir insan nasıl cismiyle binlerce senelik mesafeyi birkaç dakikada kat eder, gider gelir?”

Biz de deriz ki: İlminize göre, yerküre gibi ağır bir cisim, senelik hareketiyle bir dakikada yaklaşık yüz seksen sekiz saatlik mesafe alır. Yaklaşık yirmi beş bin senelik mesafeyi bir senede kat eder. Acaba, şu muntazam hareketleri ona yaptıran ve onu bir sapan taşı gibi döndüren bir Kadîr-i Zülcelâl, bir insanı arşa yükseltemez mi? Rabbanî bir kanun olan güneşin çekimi ile etrafındaki pek ağır yerküreyi mevlevî gibi döndüren bir hikmet, Rahmet-i Rahman’ın cazibesi ve Ezelî Güneş’in aşkının çekimiyle bir insanı cismen, o Rahman’ın Arşına şimşek gibi çıkaramaz mı?

Bu kez de, “Haydi, diyelim çıkabilir. Peki, niçin çıkmış? Ne lüzumu var? Veliler gibi ruhu ve kalbi ile gitse yetmez miydi?” diyebilirsin.

Biz de deriz ki: Madem Sâni-i Zülcelâl, mülk ve melekût âlemlerindeki hayret verici ayetlerini, delillerini sergilemek, şu âlemin tezgâh ve kaynaklarını seyrettirmek ve insanın amellerinin ahiretteki neticelerini göstermek istemiş. Elbette Mirac’a çıkan zâtın, görünen

693