diriltilecektir; uykuya dalıp haşir sabahıyla gözünü açacaktır. Hem nasıl ki kâinatın küçük bir örneği olan bir ağaç, ömrünü tamamladıktan sonra çürümekten kurtulamaz. Aynı şekilde, yaratılış ağacından dal budak salmış kâinat silsilesi de yenilenmek için yıkılıp dağılmaktan kendini kurtaramaz. Eğer dünyanın başına, fıtrî ecelinden önce, ezelî iradenin izniyle, dışarıdan bir felâket veya tahrip edici bir hadise gelmezse, Sâni-i Hakîm’i onu fıtrî ecelinden önce bozmazsa, ilmî hesapların da gösterdiği gibi, herhalde gün gelecek,
إِذَا الشَّمْسُ كُوِّرَتْ وَإِذَا النُّجُومُ انْكَدَرَتْ وَإِذَا الْجِبَالُ سُيِّرَتْ
إِذَا السَّمٓاءُ انْفَطَرَتْ وَإِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْ وَإِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْ
ayetlerinin mânâları ve sırları, Kadîr-i Ezelî’nin izniyle ortaya çıkacaktır. İnsanın büyük bir misali olan dünya, ölüm anında acayip bir hırıltı ve müthiş bir sesle gökleri çınlatacak, bağırarak ölecek ve sonra Cenâb-ı Hakk’ın emriyle diriltilecektir.
İnce işaretleri bulunan bir mesele:
Nasıl ki su, kendi mahiyetinin zıddına olarak donar. Buz, kendi zararına erir. Öz, kabuğun zararına kuvvetlenir. Lafız, mânânın zararına kalınlaşır. Ruh, beden hesabına zayıflar; beden, ruh hesabına incelir. Aynen öyle de, maddî ve yoğun olan dünya, hayat makinesinin işlemesiyle, nuranî ve latif olan ahiret hesabına şeffaflaşır, letafet kazanır. Yaratıcı kudretin gayet hayret verici bir faaliyetle katı, cansız, sönük, ölü unsurlara hayat nurunu serpmesi bir kudret işaretidir ki, şu maddî dünyamızı nuranî ve latif olan ahiret hesabına hayat nuruyla eritiyor, yakıyor, ışıklandırıyor ve onun hakikatini kuvvetlendiriyor. Evet, hakikat ne kadar zayıf da olsa ölmez, suretler gibi yok olmaz. Belki belli, maddî suretlerde dolaşır, büyür ve açığa çıkarak gittikçe genişler. Kabuk ve suret ise eskir, incelir, parçalanır; sabit ve büyümüş hakikatin kametine yakışmak için daha güzel bir şekle bürünüp tazelenir. Hakikat ile suret azlık-çokluk noktasında ters orantılıdır; yani suret kalınlaştıkça hakikat incelir. Suret inceldiği ölçüde hakikat kuvvet bulur. İşte bu kaide, gelişme ve mükemmelleşme kanununa dâhil
Dipnotlar
- “Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman, yıldızlar yerlerinden düşüp dağıldığı zaman, dağlar yürütüldüğü zaman…” (Tekvir sûresi, 81/1-3)
- “Gök yarıldığı zaman, yıldızlar parçalanıp etrafa saçıldığı zaman, denizler birbirine katılıp tek deniz haline geldiği zaman…” (İnfitâr sûresi, 82/1-3)