Her şeyin yaratılışında, mesela insan bedeninde, tıp ilmince sabit olan hikmetlerin varlığı ve hiç israfın bulunmaması gösteriyor ki, insanın sınırsız manevî kabiliyetleri, sonsuz arzuları, fikirleri ve meyilleri de israf edilmeyecektir. Öyleyse insandaki, kemâle doğru olan esaslı meyil, bir kemâl noktasının varlığını gösterir; saadete meyil, onun ebedî saadet için yaratıldığını kesin bir şekilde ilan eder. Aksi takdirde insanın hakiki mahiyetini meydana getiren o esaslı maneviyat ve yüksek arzular; hikmetli varlıkların tersine, israf ve abes olur, kurur, boşa gider. Şu hakikat, Onuncu Söz’ün “On Birinci Hakikat”inde ispat edildiğinden bu kadarla yetiniyoruz.
Dördüncü Sebep
Pek çok varlık türündeki değişimler, gece ve gündüzün, kış ve baharın yer değiştirmesi, havanın halden hale geçmesi, hatta insanların hayat boyu sürekli yenilenen bedenleri ve ölüme benzer uyku ile ölümden sonra dirilişe benzer birer çeşit kıyamet, büyük bir kıyametin gerçekleşeceğini hatırlatıyor ve ona işaret ediyor.
Evet, mesela bir saatteki saniye, dakika, saat ve günleri sayan çarklara benzeyen, Allah’ın dünya denilen büyük saatindeki gün, sene, insan ömrü ve asırlar, birbirini haber veriyor, birbirini takip ederek dönüyor ve öyle işliyor. Geceden sonra sabahı, kıştan sonra baharı haber verdikleri gibi, ölümden sonra gelecek kıyamet sabahının o büyük saatten çıkacağına işaret ediyorlar.
Bir insanın ömrü boyunca başına gelen birçok çeşit kıyamet vardır. Her gece bir tür ölüm olan uykuda ve her sabah bir tür diriliş olan uyanmakta haşrin emareleri görüldüğü gibi, insan bedeni beş-altı senede, bilimin de tasdik ettiği üzere, bütün zerrelerini değiştirerek, hatta bir senede iki defa yavaş yavaş hücrelerini yenileyerek kıyamet ve dirilişin örneğini gösterir. Hem insan her baharda üç yüz binden fazla hayvan ve bitki türünün yeniden diriltildiğini ve bir nevi kıyameti görür. İşte ölümden sonra dirilişin bu kadar emaresi, işareti ve alâmeti elbette büyük kıyameti haber veren sızıntılar hükmündedir.
Bir Sâni-i Hakîm’in her canlı türünde böyle kıyamet alâmetleri göstermesi, yani bütün bitki köklerini ve bir kısım hayvanları baharda aynen diriltmesi; yaprak, çiçek ve meyve gibi başka bir kısım şeyleri