İçeriğe geç
Sözler

Evet, ebedî saadetin sebepleri mevcuttur. Onların varlığının kesin delili, on kaynaktan ve sebepten süzülen bir his, bir sezgidir.

Birinci Sebep

Dikkat edilse, şu kâinatın bütününde mükemmel ve bilerek hazırlanmış bir düzen olduğu görülür. Her şeyde bir iradenin izleri, bir gayenin parıltıları görünür. Hatta her şeyde, her işte, her harekette bir niyetin nuru, bir iradenin ışığı, her terkipte bir hikmetin ışıltısı, neticelerinin şahitliğiyle kendini gösterir. İşte eğer ebedî saadet olmazsa şu esaslı düzen, zayıf ve mânâsız bir şekilden ibaret kalır, yalancı ve temelsiz olur. Nizam ve intizamın ruhu olan maneviyat ve varlıkları birbirine bağlayan bağlar heba olup gider. Demek, kâinattaki düzeni düzen yapan, ebedî saadettir. Öyleyse âlemin nizamı, ebedî saadete işaret ediyor.

İkinci Sebep

Kâinatın yaratılışında kusursuz bir hikmet görünüyor. Evet, Cenâb-ı Hakk’ın inayetinin bir misali olan hikmeti, kâinatın bütününde gösterdiği faydaların diliyle ve hikmetlerin gerektirdiği şekilde ebedî saadeti ilan eder. Çünkü ebedî saadet olmazsa, şu kâinatta açıkça sabit hikmetleri ve faydaları kibirle inkâr etmek gerekir. Onuncu Söz’ün “Onuncu Hakikat”i bu gerçeği güneş gibi gösterdiğinden, onunla yetinerek burada kısa kesiyoruz.

Üçüncü Sebep

Varlıkların yaratılışında hiçbir şeyin abes ve israf olmaması, her şeyin yerli yerinde bulunuşu; akılla, hikmetle, her varlıktan tek tek çıkarılan neticelerle ve tecrübeyle sabittir ve ebedî saadete işaret eder. Yaratılışta hiç israf ve mânâsızlık olmadığına delil, Sâni-i Zülcelâl’in her şeyi yaratırken en kısa yolu, en hafif sureti ve en güzel keyfiyeti irade buyurmasıdır. Bazen bir varlığa yüzlerce vazife vermesi, ince bir dala binlerce meyveyi ve gayeyi takmasıdır. Madem yaratılışta israf ve mânâsızlık yoktur, elbette ebedî saadet olacaktır. Çünkü mutlak yokluk her şeyi abes hale getirir, onunla her şey israf olur.

631