İçeriğe geç
Sözler

Hatta bir vahiy kâtibi şu ayeti yazarken, daha bu kelime gelmeden önce onu söylemiş ve “Acaba bana da mı vahiy geldi?” zannında bulunmuş. Halbuki ayetin başındaki kusursuz nizam, şeffaflık ve ahenk daha o kelime gelmeden onu göstermiştir.

Hem mesela:

إِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًاۙ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِه۪ أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

İşte Kur’an şu ayette Cenâb-ı Hakk’ın kudretinin büyüklüğünü ve rubûbiyet saltanatını öyle bir tarzda gösteriyor ki, güneşin, ayın ve yıldızların O’nun itaatkâr askerleri gibi emrine hazır olduğunu bildiriyor. Ayet, gece ile gündüzü siyah ve beyaz iki hat veya iki şerit gibi birbiri ardınca döndürüp rubûbiyetinin delillerini kâinatın sayfalarında yazan ve arş-ı rubûbiyetinde duran bir Kadîr-i Zülcelâl’i gösterdiğinden, onu duyan her ruh فَتَبَارَكَ اللّٰهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَبَارَكَ اللّٰهُمَا شٓاءَ اللّٰهُ demeyi arzular. Demek, تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ ifadesi bu ayetin özü, çekirdeği, meyvesi ve âb-ı hayatı hükmündedir.

Beşinci Cezalet Meziyeti

Kur’an bazen sürekli değişen ve çeşitli keyfiyetlerdeki küçük, maddi şeyleri zikreder. Onları sabit birer hakikat suretine çevirmek için Cenâb-ı Hakk’ın sabit, nuranî, küllî isimleriyle özetler, bağlar. Veyahut insanı tefekküre ve ibrete teşvik eden bir netice ile ayeti sonlandırır.

Birincisine örnek:

وَعَلَّمَ اٰدَمَ الْأَسْمٓاءَ كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلٰٓئِكَةِ فَقَالَ أَنْبِؤُۧنِي بِأَسْمٓاءِ هٰؤُۨلٓاءِ إِنْ

509