İçeriğe geç
Sözler

gibi sayısızca tesbih etmenin hikmeti şu sırdan anlaşılır.

Hem nasıl ki, bir kumandan, askerlerinin bütün hizmetlerini kendi adına padişaha arz eder. Aynen öyle de, mahlûkata, hayvanlara ve bitkilere kumandanlık yapan, yeryüzündeki her şeye halifelik etmeye kabiliyetli olan ve hususi âleminde kendini herkese vekil sayan insan, إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ der, bütün insanların ibadet ve dualarını kendi adına Mabud-u Zülcelâl’e arz eder. Hem سُبْحَانَكَ بِجَمِيعِ تَسْبِيحَاتِ جَمِيعِ مَخْلُوقَاتِكَ وَبِأَلْسِنَةِ جَمِيعِ مَصْنُوعَاتِكَ der, bütün varlıkları kendi hesabına konuşturur. Ve اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى مُحَمَّدٍ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْكَائِنَاتِ وَمُرَكَّبَاتِهَا diyerek her şey adına bir salâvat getirir. Çünkü her şey Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) nuru ile alâkadardır. İşte tesbihat ve salâvatlardaki adetlerin sonsuz olmasının hikmetini buradan anla...

Üçüncü Meyve

Ey nefis! Az bir ömürde, ahirete ait sayısız amel işlemek, her bir dakikanı bir ömür kadar faydalı görmek ve âdetlerini ibadete, gafletini Allah’ın huzurunda bulunma hissine çevirmek istersen sünnet-i seniyyeye uy! Çünkü işlerinde dinî bir kaideye uygun hareket ettiğin vakit, bir çeşit huzurda bulunma hissi sağlıyor, yaptığın iş bir tür ibadet oluyor, ahirete dönük pek çok meyve veriyor.

Mesela bir şey satın aldın. Dinin alışveriş kaidelerine uyduğun anda o basit alışveriş ibadet hükmüne geçer. O dinî hükmü hatırlamak vahyi düşündürür, bu seni Cenâb-ı Hakk’a yöneltir ve o da bir huzur verir. Demek, amelleri sünnet-i seniyyeye göre yapmakla, bu fâni ömürde bâki meyveler ve ebedî bir hayatı kazandıracak faydalar elde edilir.

فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَكَلِمَاتِه۪ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

438