İçeriğe geç
Sözler

kusursuzdur. İrade sahibi olanların içinde ise arı gibi vahiy ve ilhamla nurlanan hayvanların amelleri, kendi sınırlı iradesine güvenenlerinkinden daha mükemmeldir.

Yeryüzü tarlasında her bitki türü, kendi hal ve kabiliyet diliyle Hakîm Yaratıcısına şöyle dua eder: “Ey Rabbimiz! Bize kuvvet ver ki, yeryüzünün her bir tarafına cinsimizin bayrağını dikerek rubûbiyetinin saltanatını kendi lisanımızla ilan edelim. Şu yeryüzü mescidinin her bir köşesinde sana ibadet etmemiz için bize yardım et! Ve şu yeryüzü sergisinin her bir tarafında senin güzel isimlerinin nakışlarını, benzersiz ve antika sanatlarını kendi dilimizle göstermemiz için bizi kıymetli hale getir, bize seyahat için kuvvet ver.”

Fâtır-ı Hakîm onların manevî dualarını kabul edip bir kısmının tohumlarına kıldan kanatçıklar verir; her tarafa uçup gider, türleri adına Cenâb-ı Hakk’ın isimlerini okuturlar (çoğu dikenli bitkinin ve bazı sarıçiçeklerin tohumları gibi). Bir kısmına, insana lâzım olacak veya onun hoşuna gidecek güzel meyveler verir, insanı o bitkiye hizmetkâr edip onu her tarafa ektirir. Bir kısmına, hazmedilmeyecek sert bir kemik üstünde, hayvanların yutacağı bir et verir, hayvanlar onu pek çok tarafa dağıtır. Bazılarına çengelcikler takıp onları her temas edene yapıştırır, böylece başka yerlere giderek cinslerinin bayrağını diker, Sâni-i Zülcelâl’in benzersiz sanatını sergilerler. Ve bir kısmına da -“acı düvelek” denen bitki gibi- saçmalı tüfek misali bir kuvvet verir, vakti geldiği zaman onun meyvesi olan hıyarcık düşer, saçma gibi tohumcuklarını birkaç metre uzağa atar, eker. Fâtır-ı Zülcelâl’i sayısız dille zikir ve tesbih etmeye çalışır. Başka örnekleri de kıyasla...

O Fâtır-ı Hakîm, Kadîr-i Alîm, her şeyi kusursuz bir intizamla yaratmış, güzelce donatmış, güzel gayelere yöneltmiş, güzel işlerle vazifelendirmiştir. Her şeye güzelce tesbihat yaptırır, her şeyi kendisine güzelce ibadet ettirir.

Ey insan! Eğer insan isen şu güzel işlere tabiatı, tesadüfü, gayesizliği, dalâleti karıştırma; onları çirkinleştirme, çirkin olma!

Dördüncü kısım ise insandır. Şu kâinat sarayında bir çeşit hizmetkâr olan insan, hem meleklere hem hayvanlara benzer. Meleklere, kulluğunun, nezaretinin ve marifetinin genişliği ve Cenâb-ı Hakk’ın rubûbiyetinin ilancısı olması yönüyle benzer. Belki insan,

432