İçeriğe geç
Sözler

Taparcasına sevilmeye lâyık olanın yakınında bulunmak ve onu görmek ister. Öyleyse her birimiz, kabiliyetimize göre, o muhabbetin cazibesiyle yol alacağız. Ey Zühre’ye benzeyen arkadaş! Sen gidiyorsun; çiçek olarak git. İşte gittin. Yüksele yüksele engin bir mertebeye çıktın. Âdeta bütün çiçeklerin yerine geçtin. Halbuki Zühre şeffaf olmayan bir aynadır. Işığın yedi rengi onda dağılır ve kırılır. O, güneşin yansımasını gizler. Sevdiğin güneşin yüzünü göremezsin. Çünkü kayıt altında olan renkler, hususiyetler ışığı dağıtıyor, araya perde çekiyor, güneşi göstermiyor. Şu halde sen suretlerin, perdelerin sebep olduğu ayrılıktan kurtulamazsın.

Ancak bir şartla kurtulabilirsin: Kendi nefsini sevmeye dalmış olan başını kaldırmak ve nefsin güzelliklerinden lezzet duyup onunla iftihar eden nazarını gökyüzündeki güneşin yüzüne çevirmek şartıyla… Hem rızkını elde etmek için aşağı, toprağa bakan yüzünü yukarıdaki güneşe çevirmelisin. Çünkü sen onun aynasısın. Vazifen ayna olmaktır. Bilsen de bilmesen de, rızkın rahmet hazinesinin kapısı olan topraktan gelecektir.

Evet, nasıl ki bir çiçek, güneşin küçücük bir aynasıdır. Şu koca güneş de gökyüzünde Ezelî Güneş’in (celle celâlûhu) Nur isminden tecelli eden bir parıltının damla misali bir aynasıdır.

Ey insan kalbi! Nasıl bir güneşin aynası olduğunu buradan anla! Bu şartı yerine getirdikten sonra mükemmel suretini bulursun. Fakat o güneşi hakikatteki haliyle göremez, o hakikati çıplak bir şekilde anlayamazsın. Belki senin sıfatlarının renkleri ona bir renk verir, şeffaf olmayan dürbünün bir suret takar. Ve sınırlı kabiliyetin onu bir kayıt altına alır.

Şimdi sen, ey Katre’nin içine giren hikmet sahibi felsefeci! Sen akıl dürbünüyle, felsefenin merdiveniyle ta aya kadar yükseldin, onun içine girdin. Bak, ay kendi özünde şeffaf değil, karanlıktır. Ne ışığı var, ne hayatı... Senin gayretin boşa, ilmin faydasız gitti. Ümitsizlik karanlığından, kimsesizliğin vahşetinden, kötü ruhların tacizlerinden ve o yalnızlık hissinin dehşetinden ancak tabiat gecesini terk edip hakikat güneşine yönelir ve şu gece nurlarının, güneşin ışığının gölgeleri olduğuna şüphesiz inanırsan kurtulabilirsin. Bunları yaptıktan sonra mükemmel suretini alırsın. Fakir ve karanlık ay yerine, haşmetli güneşi

411