İçeriğe geç
Sözler

yükünle beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetin tükenir. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın iyice ağırlaşan o yüklere güç yetiremeyecek. Kaptan da seni bu halde görse ya divane deyip kovacak ya da ‘Bu adam haindir, gemimizi itham ediyor, bizimle alay ediyor. Hapsedilsin!’ diye emir verecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünkü dikkatlice bakanların nazarında zayıflığı gösteren kibrinle, acizliği gösteren gururunla, riyayı ve alçaklığı gösteren suniliğinle kendini halka maskara yaptın. Herkes sana gülüyor.” Bu sözlerden sonra o biçarenin aklı başına gelmiş. Yükünü yere koyup üstüne oturmuş, “Oh, Allah senden razı olsun! Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum.” demiş.

İşte ey tevekkül etmeyen insan! Sen de bu adam gibi aklını başına al, tevekkül et ki, bütün kâinata dilenci olmaktan, her hadise karşısında titremekten, kendini beğenmişlikten, maskaralıktan, ahirette azaptan ve dünyadaki sıkıntıların hapsinden kurtulasın…

Dördüncü Nokta

İman, insanı insan eder, hatta sultan eder. Öyleyse insanın asıl vazifesi iman ve duadır. Küfür ise insanı gayet aciz, canavar bir hayvan yapar.

Şu meselenin binlerce delilinden yalnız biri olan, hayvan ile insanın dünyaya gelişlerindeki farklar, bunu açık ve kesin bir şekilde ispat eder. Evet, insanlığın ancak iman ile mümkün olduğunu, insan ile hayvanın dünyaya gelişindeki farklar gösterir.

Çünkü hayvan dünyaya, âdeta ihtiyacı olan her şeyi başka bir âlemde öğrenmiş gibi, kabiliyetlerine göre mükemmel olarak gelir, yani gönderilir. Yaşaması için gerekli bütün şartları, hayat kanunlarını ve kâinatla münasebetini ya iki saatte ya iki günde veya iki ayda öğrenir, beceri sahibi olur. Serçe veya arı gibi bir hayvan, insanın yirmi senede kazandığı, hayat için gerekli kuvveti ve pratik becerileri yirmi günde elde eder, yani bunlar ona ilham olunur.

Demek, hayvanın asıl vazifesi öğrenerek daha mükemmel hale gelmek, marifet kazanarak gelişmek veya aczini göstermekle yardım istemek, dua etmek değildir. Onun vazifesi, kabiliyetine göre işini yapmak ve fiilî kullukta bulunmaktır.

383