saraylarında kurulmuş Rahmanî bir ziyafet sofrasını uzaktan uzağa fark eder. Fırtına, zelzele ve salgın hastalık gibi hadiseleri itaatkâr birer memur bilir. Bahar fırtınası ve yağmur gibi, görünüşte sert hadiselerin mânen çok tatlı hikmetlere vesile olduğunu görür. Hatta ölümü ebedî hayatın başlangıcı, kabri de bâki saadetin kapısı bilir. Başka noktaları da bunlara kıyasla, hakikati temsile uygula…
Üçüncü Nokta
İman hem nurdur, hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam kâinata meydan okuyabilir ve imanının kuvvetine göre, hadiselerin baskısından kurtulabilir. تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ der, hayat gemisinde, hadiselerin dağlar gibi yükselen dalgaları içinde tam emniyetle yolculuk yapar. Bütün ağırlıklarını Kadir-i Mutlak’ın kudret eline emanet ederek dünyadan rahatça geçer, berzahta istirahat eder. Sonra da ebedî saadet dairesine girmek için cennete uçabilir. Fakat tevekkül etmezse dünyanın ağırlıkları uçmasına izin vermez, aksine, onu aşağıların en aşağısı olan seviyeye çeker. Demek, iman tevhidi, tevhid teslimi, teslim tevekkülü, tevekkül de iki cihan saadetini gerektirir.
Fakat yanlış anlama! Tevekkül, sebepleri tamamen reddetmek değildir. Aksine, onları kudret elinin perdesi bilip sebeplere uymak, bunu da bir tür fiilî dua kabul ederek neticeyi yalnız Cenâb-ı Hak’tan istemek, O’ndan bilmek ve O’na minnettar olmaktan ibarettir.
Tevekkül eden ve etmeyen insanın halleri şu hikâyedekine benzer: Vaktiyle iki adam, hem bellerine hem başlarına ağır yükler yüklenip bilet alarak büyük bir gemiye binmişler. Onlardan biri biner binmez yükünü yere bırakmış, üstüne oturup ona bekçilik etmeye başlamış. Diğeri hem ahmak hem gururlu olduğundan yükünü yere bırakmamış.
Ona, “Ağır yükünü yere bırak, rahat et.” dendiğinde, “Yok, bırakmayacağım, belki ziyan olur. Ben kuvvetliyim, malımı belimde ve başımda taşıyacağım.” demiş.
O adama yine denilmiş ki: “Sultan’ın bizi ve seni taşıyan şu emniyetli gemisi daha kuvvetlidir, malını daha iyi korur. Belki başın döner,
Dipnotlar
- “Allah’a tevekkül ettim. (Allah kerîm..!)” (Hûd sûresi, 11/56)