parlak ve şeffaftır. Bunların hiçbiri onun ismet dairesine girecek yer bulamaz. Çünkü üstünde mucizelik damgası.. altında ispat ve delil.. arkasında dayanak noktası olan hâlis, saf Rabbanî vahiy.. önünde iki cihan saadeti.. sağında, aklı konuşturup tasdikini sağlama.. solunda vicdanı şahit tutarak teslimini tespit etme.. içi, açıkça, saf Rahmanî hidayet.. üstü, görüldüğü üzere, hâlis iman nuru.. ve meyveleri, bizzat gördüğümüz gibi, insanî kemâl vasıflarıyla donatılmış asfiya, hakikati delilleriyle bilen evliya ve sıddıklar olan o gaybî lisanın sinesine kulağını yapıştırıp dinlesen, derinden derine, gayet sevimli ve ikna edici, son derece ciddi ve ulvi, delillerle bezeli semavî bir ses işiteceksin. O ses öyle kesin bir şekilde لآ إِلٰهَ إِلا هُوَ der ve bunu tekrar eder ki, hakkalyakîn derecesinde söylediğini, sana aynelyakîn gibi şüphesiz bir bilgiyle ifade ediyor ve feyiz veriyor.
Sözün Özü: İkisi de birer güneş olan Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) ile hükümleri sapasağlam, sarsılmaz o Furkan ki;
Biri: Şu görünen âlemin lisanı olarak bin mucize içinde bütün peygamberlerin ve asfiyanın tasdikiyle, İslamiyet ve peygamberlik parmaklarıyla, bütün kuvvetiyle bir hakikati gösterir.
Diğeri: Gayb âleminin lisanı hükmünde, kırk çeşit mucizelik yönüyle, bütün yaratılış kanunlarının tasdikiyle, hakkaniyet ve hidayet parmaklarıyla, bütün ciddiyetiyle aynı hakikate işaret eder. Acaba o hakikat, güneşten daha parlak, gündüzden daha açık değil midir?
Ey dalâlete düşmüş inatçı insancık! Ateşböceğinin ışığından daha sönük kafa fenerinle nasıl şu güneşlere karşı gelebilirsin, onlara kayıtsız kalabilirsin, onları üflemekle söndürmeye çalışırsın? Tüh senin o inkârcı aklına! Gayb âleminin ve görünen âlemin o iki lisanının, bütün âlemlerin Rabbi ve şu kâinatın Sahibi adına, O’nun hesabına söyledikleri sözleri ve davalarını nasıl inkâr edebilirsin! Ey biçare, sinekten daha aciz ve daha aşağı mahlûk! Sen necisin ki, şu kâinatın Sahib-i Zülcelâl’ini yalanlamaya yelteniyorsun!
Dipnotlar
- Günahsızlık, masumiyet, şaibelerden arınmış olmak.
- “Allah, o hak Mabud’dur ki kendisinden başka ilah yoktur.” (Bakara sûresi, 2/163, 255; Âl-i İmran sûresi, 3/2, 6, 18; Nisâ sûresi, 4/87 …)
- Gözüyle görmüş derecede kesin bir şekilde bilmek.
- Haşiye: Bu hitap, Kur’an’a düşman olan insanadır.