İçeriğe geç
Sözler

Yedinci Delil

Ey arkadaş, gel! Şimdi bu küçük şeyleri bırakıp saray şeklindeki şu hayret verici âlemi meydana getiren unsurların birbirine karşı vaziyetlerine dikkat edeceğiz. İşte bak: Şu âlemde küllî işler ve umumi değişimler o kadar intizamla oluyor ki, âdeta bütün bu saraydaki taşlar, topraklar, ağaçlar, her bir şey istediğini yapmakta serbest, irade sahibiymiş gibi bütün âlemin umumi düzenini gözetip ona göre hareket ediyor. En uzak şeyler birbirinin imdadına koşuyor. İşte bak! Binekleri ağaçlara, bitkilere, dağlara benzeyen hayret verici birer kafile gaipten çıkıp geliyor. Başlarında birer erzak tablası taşıyorlar. İşte, bu tarafta bekleyen türlü hayvanların rızıklarını getiriyorlar.

Hem bak, bu kubbedeki büyük elektrik lambası onlara ışık verdiği gibi, bütün yemeklerini de güzelce pişiriyor. Yalnız pişirilecek yemekler görünmez bir el tarafından birer ipe takılıp o lambaya karşı tutuluyor. Bu tarafa da bak… Şu biçare, zayıf, çelimsiz, kuvvetsiz hayvancıkların önüne nasıl tatlı bir gıdayla dolu çeşme gibi iki tulumbacık takılmış. Kuvvetsiz yavrusunun yalnız ağzını ona yapıştırması kâfidir.

Kısacası: Bu âlemde her şey, birbirine bakar gibi yardımlaşır. Birbirini görür gibi el ele verir. Birbirinin işini tamamlamak için omuz omuza, sırt sırta beraber çalışır. Başka şeyleri de buna kıyasla; örnekler saymakla bitmez...

İşte bütün bunlar, iki kere iki dört eder derecesinde kesin bir şekilde gösterir ki, her şey şu hayret verici sarayın ustasına, yani şu garip âlemin sahibine itaat eder, O’nun hesabına çalışır, O’nun emrine amade birer asker hükmündedir. Her şey O’nun kuvvetiyle döner, emriyle hareket eder, hikmetiyle düzenlenir. Bütün varlıklar O’nun lütfuyla yardımlaşır, O’nun merhametiyle bir diğerinin imdadına koşar, yani koşturulur. Ey arkadaş, gücün yeterse buna karşı bir söz söyle!

347