Hem varlığın O’nun mülküdür, O vermiştir. Öyleyse kimseye minnet etmeden ve çekinmeden varlığını fâni kıl, feda et ki, bekâ bulsun. Çünkü “nefy-i nefy, ispattır”; yani bir şeyin yokluğu yok ise o şey vardır. Yok, yok ise var olur.
خُدَايِ پُرْ كَرَمْ خُودْ مُلْكِ خُودْرَا مِي خَرَدْ اَزْ تُو
بَهَايِ بِي كِرَانْ دَادَه بَرَايِ تُو نِگَاهْ دَارَسْت
Hâlık-ı Kerîm, kendi mülkünü senden satın alıyor, karşılığında sana cennet gibi büyük bir fiyat veriyor. Hem o mülkü senin için güzelce muhafaza ediyor. Kıymetini yükseltiyor. Onu yine sana, hem bâki hem mükemmel bir surette geri verecektir. Öyleyse ey nefsim, hiç durma! Birbiri içinde beş kârlı ticareti yap ki, beş zarardan kurtulup beş kazancı birden elde edesin.
***
بِسْــــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
فَلَمَّا أَفَلَ قَالَ لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ
لَقَدْ أَبْكَانِي نَعْيُ «لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ» مِنْ خَلِيلِ اللّٰهِ
Hazreti İbrahim’in (aleyhisselam) kâinatın yok olup gideceğini ve ölümünü ilan eden لٓا أُحِبُّ الْاٰفِلِينَ feryadı beni ağlattı.
فَصَبَّتْ عَيْنُ قَلْبِي قَطَرَاتٍ بَاكِيَاتٍ مِنْ شُؤُونِ اللّٰهِ
Onun için kalb gözü ağladı, acı gözyaşları döktü. Kalb gözü ağladığı gibi, döktüğü her bir damla da o kadar hazindir ki, ağlatırken âdeta kendileri de ağlıyor. O damlalar, aşağıdaki Farsça ifadelerdir.
لِتَفْسِيرِ كَلَامٍ مِنْ حَكِيمٍ أَيْ نَبيٍّ فِي كَلَامِ اللّٰهِ
İşte o damlalar, Hakîm Yaratıcının bir nebisinin, peygamberinin Allah kelâmı içinde bulunan bir sözünün bir çeşit tefsiridir.
نَمِي زِيبَاسْت «أُفُولْدَه» گُمْ شُدَنْ مَحْبُوبْ
Dipnotlar
- Buradaki beş kâr ve beş zarar için Altıncı Söz’e bakınız.
- “(Gece bastırınca İbrahim bir yıldız gördü, ‘(İddianıza göre) Rabbim budur!’ dedi. Yıldız sönünce de, ‘Ben öyle sönüp batanları tanrı diye sevmem’ (dedi).” (En’âm sûresi, 6/76)