Dördüncü Nükte
“Cenâb-ı Hakk’ı yetmiş bin perde arkasında görmüş” tabiri, mekân uzaklığını ifade ediyor. Halbuki Vâcibü’l-Vücûd mekândan münezzehtir, her şeye her şeyden daha yakındır. Öyleyse bu ne demektir?
Cevap: Bu hakikat Otuz Birinci Söz’de delilleriyle, etraflıca anlatılmıştır. Burada yalnız şu kadar deriz ki:
Cenâb-ı Hak bize gayet yakındır, biz ise O’ndan son derece uzağız. Nasıl ki güneş, elimizdeki ayna vasıtasıyla bize çok yaklaşır ve yerdeki her bir şeffaf şey ona bir çeşit arş ve mekân olur. Eğer güneşin şuuru bulunsaydı, bizimle aynamız vasıtasıyla görüşürdü. Fakat biz ondan dört bin sene uzağız. Benzetme ve temsillerin ötesinde, Ezelî Güneş her şeye her şeyden daha yakındır. Çünkü Vâcibü’l-Vücûd’dur, mekândan münezzehtir. Hiçbir şey O’na perde olamaz, her şey O’ndan son derece uzaktır.
İşte Mirac’ın uzun mesafesiyle وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ ayetinin ifade ettiği yakınlığın sırrı ve Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) pek çok mesafeyi aşarak gitmesinin ve bir anda yerine dönmesinin sırrı bundan ileri geliyor.
Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) Mirac’ı, onun seyr u sülûkü, yani manevî yolculuğudur, veliliğinin unvanıdır. Nasıl ki ruhanî seyr u sülûk ile kırk günden ta kırk seneye kadar bir yükseliş neticesinde veli zâtların imanları hakkalyakîn mertebesine çıkıyor. Aynen öyle de, bütün evliyanın sultanı olan Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) yalnız kalbi ve ruhuyla değil, hem cismi hem his ve duyuları hem de latifeleriyle, kırk sene yerine kırk dakikada, veliliğinin büyük kerameti olan Mirac ile geniş bir cadde açarak iman hakikatlerinin en yüksek mertebelerine ulaşmış… Mirac merdiveniyle Arş’a çıkmış… “Kâb-ı Kavseyn” makamında, iman hakikatlerinin en büyüğü olan “Allah’a iman” ve “ahirete iman”ı bizzat gözüyle görmüş… Cennete girmiş, ebedî saadete şahit olmuş… Ve Mirac kapısıyla açtığı o geniş caddeyi
Dipnotlar
- Ebû Ya’lâ, el-Müsned 13/520; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat 8/382-383; el- Hâkim, el-Müstedrek 6/148.
- “Biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf sûresi, 50/16)
- Marifet mertebesinin en yükseği. Hakikati bizzat yaşayarak görme hali.