İçeriğe geç

ve iradeleri dışındaki ihtiyaç ve isteklerinin ummadıkları yerden, uygun vakitte verilmesi için Hâlık-ı Rahîm’e bir tür dualarıdır. Çünkü ihtiyaçlarını onlara iktidar ve iradeleri dışında, bilmedikleri yerden, uygun vakitte bir Hakîm-i Rahîm gönderiyor. Elleri yetişmiyor. Demek o ihsan, duanın neticesidir.

Kısacası: Bütün kâinattan Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına çıkan, bir tek duadır. Sebepler, neticeyi Allah’tan ister.

Üçüncü Çeşit Dua: İhtiyaç dairesinde, şuur sahiplerinin duasıdır. Bu da iki kısımdır.

Birinci Kısım: Eğer çaresizlik derecesine gelmişse veya fıtrî ihtiyacıyla tam ilgiliyse, kabiliyet diline yaklaşmış veya samimi, hâlis kalbin lisanıyla ise büyük çoğunlukla makbuldür. İnsanlığın ilerlemesinin büyük kısmı ve keşifleri bir nevi duanın neticesidir. İnsanların medeniyet harikası dedikleri şeyler ve keşifleriyle iftihar vesilesi zannettikleri işler, manevî birer duanın meyvesidir. Bunlar hâlis bir kabiliyet diliyle istenmiş, insana verilmiştir. Kabiliyet ve fıtrî ihtiyaç diliyle yapılan dualar da bir mâni olmazsa ve gerekli şartlar dâhilinde ise daima makbuldür.

İkinci Kısım: Meşhur duadır. Bu da iki çeşittir; biri fiilî, biri sözle... Mesela çift sürmek, fiilî bir duadır. Çift süren insan rızkı topraktan istemez, toprak rahmet hazinesinin bir kapısıdır; rahmete açılan toprağın kapısını saban ile çalar.

Diğer kısımların etraflıca izahını geçip yalnız sözle yapılan duanın bir iki sırrını gelecek iki üç nüktede söyleyeceğiz.

İkinci Nükte

Duanın tesiri büyüktür. Bilhassa dua, külliyet yani bütünlük, enginlik kazanarak devam ederse netice vermesi daha büyük ihtimaldir, belki daima netice verir. Hatta denilebilir ki, âlemin yaratılış sebeplerinden biri de duadır. Yani kâinatın yaratılışından sonra, başta insanlığın, onun başında İslam âleminin ve onun başında da Muhammed-i Arabî’nin (aleyhissalâtü vesselam) muazzam duası, kâinatın yaratılış sebeplerinden biridir. Âlemin Hâlık’ı, istikbalde o zâtın insanlık adına, hatta varlıklar hesabına ebedî bir saadet, ilahî isimlere bir mazhariyet isteyeceğini bilmiş, o gelecek duayı kabul etmiş ve kâinatı yaratmıştır.

387