Birçok yerde dediğimiz gibi, bir padişahın sultan, halife, hâkim, kumandan gibi çeşitli unvan ve sıfatlarından kaynaklanan ayrı ayrı teşkilât daireleri olması misali, Cenâb-ı Hakk’ın güzel isimlerinin hadde hesaba gelmez, türlü türlü tecellileri vardır. Yarattığı varlıkların çeşitliliği ve birbirinden farklı olması, o tecellilerin çeşitliliğinden ileri geliyor.
İşte her kemâl ve güzellik sahibinin, fıtratı gereği kemâlini ve güzelliğini görmek ve göstermek istemesi sırrınca, o farklı farklı isimler de ebedî oldukları için daimî bir surette Zât-ı Akdes namına görünmek, yani nakışlarını görmek ister. Kendi nakışlarının aynasında O’nun güzelliğinin cilvelerini ve kemâlinin yansımalarını görmeyi ve göstermeyi arzu ederler. Yani yüce kâinat kitabını ve varlıkların çeşitli yazılarını devamlı, her an tazelemek, sürekli yeniden, mânidar bir şekilde yazmak, bir tek sayfaya ayrı ayrı binlerce yazıyı kaydetmek ve her birini en kutsî isimlerin sahibi Mukaddes Zât’ın gören nazarına sunmakla beraber, bakıp düşünmeleri için bütün şuur sahiplerine de göstermeyi ve okutmayı gerektirir. Bu hakikate işaret eden şu hakikatli şiire bak:
Kitab-ı âlemin yaprakları, envâ-ı nâ-mâdud,
Huruf ile kelimâtı dahi efrad-ı nâ-mahdud.
Yazılmış destgâh-ı Levh-i Mahfuz-u Hakikat’te,
Mücessem lafz-ı mânidardır âlemde her mevcud.
تَأَمَّلْ سُطُورَ الْكَائِنَاتِ فَإِنَّهَا مِنَ الْمَلَأِ الْأَعْلٰى إِلَيْكَ رَسَائِلُ
Beşinci Remiz
İki “nükte”dir.
Birinci Nükte
Madem Cenâb-ı Hak var, her şey var. Madem Cenâb-ı
Dipnotlar
- “Âlem kitabının yaprakları sayısız, çeşit çeşit/ Harfleri ve kelimeleri de sınırsız/ Bir hakikat olan Levh-i Mahfuz’un tezgâhında yazılmış/ Cisme bürünmüş mânidar birer sözdür âlemde her varlık”.
- Kâinatın satırlarını dikkatle okuyup tefekkür et. Zira onlar, Mele-i Âlâ’dan sana gönderilmiş mektuplardır. İbni Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn 3/356; İbni Kayyim, Bedâiu’l-Fevâid 4/971.