müşriklere karşı Uhud Savaşı’nın sonunda ve Huneyn Savaşı’nın başlangıcında mağlup olmalarının hikmeti nedir?
Cevap: O zaman müşrikler içinde, gelecekte sahabenin büyüklerine denk olacak Hazreti Halid gibi birçok zât bulunduğundan, ilahî hikmet, şanlı ve şerefli istikballerini gözeterek izzetlerini bütün bütün kırmamak için, gelecekteki iyi amellerinin peşin bir mükâfatı olarak bu hükmü vermiş, izzetlerini incitmemiş. Demek, o savaşlarda sahabe, geleceğin sahabilerine mağlup olmuş. Böylece o müstakbel sahabiler kılıç korkusuyla değil, hakikat parıltılarının verdiği şevkle İslamiyet’e girmiş ve yaradılıştan gelen yiğitlikleri zilletle sarsılmamıştır.
Üçüncüsü
Ayet, لَا تَخَافُونَ kaydıyla şu haberi veriyor: “Sizler mutlak bir güven içinde Kâbe’yi tavaf edeceksiniz.” Arap yarımadasındaki bedevî kavimlerin, Mekke’nin etrafındaki toplulukların ve Kureyş kabilesinin çoğu Müslümanlara düşmanken, “Yakın bir zamanda hiç korku hissetmeden Kâbe’yi tavaf edeceksiniz” müjdesiyle o yarımadanın itaat altına alınacağına ve bütün Kureyş’in içine İslamiyet’in tam bir emniyetle yerleştirileceğine işaret eder, bunu haber verir. Aynen haber verdiği gibi gerçekleşmiştir.
Dördüncüsü
هُوَ الَّذ۪ى أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّه۪ ayeti kesin bir şekilde bildiriyor ki: “Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) getirdiği din, bütün dinlere üstün gelecek.” Halbuki o devirde yüz milyonlarca mensubu olan Hıristiyanlık, Yahudilik ve Mecusilik; Roma, Çin ve İran gibi yüz milyonlarca nüfusu bulunan cihangir devletlerin resmî dinleri iken, henüz kendi küçük kabilesine karşı bile tam galip gelmemiş durumdaki
Dipnotlar
- Bkz. Buhârî, cihâd 65, bed’u’l-halk 11, menâkıbu’l-ensâr 22, meğâzî 18, eymân 15, diyât 16.
- Bkz. Buhârî, meğâzî 54, cihâd 52, 61, 97, 167; Müslim, cihâd 79; Tirmizî, cihâd 15.
- “Korkmazsınız.” (Fetih sûresi, 48/27).
- Bkz. İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 5/69; İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 2/139- 146; et-Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk 2/152-153.
- “Bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.” (Fetih sûresi, 48/28).