Yazıklar olsun o erkeğe ki, kendisine dindar ve temiz hanımını ebediyen kaybettirecek haram zevklere aldanır. Ne bedbahttır o kadın ki, takva sahibi kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder!
Binlerce yazıklar olsun o bedbaht karı-kocaya ki, günahlarını ve haram zevklerini taklit eder, birbirlerinin ateşe atılmasına yardımcı olurlar!
Üçüncü Hikmet
Bir ailenin saadeti, karı-koca arasında karşılıklı güven, samimi hürmet ve sevgiyle devam eder. Tesettürsüzlük ve açık saçıklık, o güveni kırar, karşılıklı hürmeti ve sevgiyi azaltır. Çünkü açık saçık giyinen on kadından ancak bir tanesi, kocasından daha yakışıklısını görmediğinden kendini yabancılara sevdirmeye çalışmaz; dokuzu ise kocasından daha iyisini görür. Ve yirmi adamdan ancak bir tanesi, karısından daha güzelini görmez. O vakit o samimi sevgi ve karşılıklı hürmet ortadan kalkmakla beraber, gayet çirkin ve alçakça bir hissin uyanmasına sebep olabilir. Şöyle ki:
İnsan, kız kardeşi gibi mahremlerine karşı yaradılışı gereği şehvanî his besleyemez. Çünkü mahremlerin simaları, yakınlık ve mahremiyet bakımından şefkat ve meşru sevgi hissettirmesi dolayısıyla nefsî, şehvanî meyilleri kırar. Fakat bacaklar gibi dinin emrince mahremlere de gösterilmesi caiz olmayan uzuvları açık saçık bir şekilde bırakmak, süflî nefislerde gayet çirkin bir hissin uyanmasına sebebiyet verebilir. Çünkü mahremin siması mahremliğini hatırlatır, namahreme benzemez. Fakat mesela açık bacak, mahrem olmayandan farksızdır. Mahremliği hatırlatan ayırt edici bir alâmeti bulunmadığından, bir kısım süflî kimselerde mahremlerine karşı hayvanî bir heves nazarı uyandırması mümkündür. Böyle bir nazar ise insanlıktan tüyler ürpertici bir düşüştür!
Dördüncü Hikmet
Mâlumdur ki, neslin çokluğu herkesçe istenen bir şeydir. Buna taraftar olmayan hiçbir millet ve devlet yoktur. Hatta Resûl-u Ekrem