İçeriğe geç

uğraşın meyvesi günde yalnızca üç iğne olmuş. Sonra ortak çalışma düsturuyla o on adam birleşmiş. Biri demir getirmiş, biri ocağı yakmış, biri delik açmış, biri demiri ocağa sokmuş, biri ucunu sivriltmiş vesaire... Her biri iğne yapma mesleğinde yalnızca basit bir işle meşgul olduğundan vakit ziyan edilmemiş, o uğraşta beceri kazanarak işlerini çabucak görmüşler. Sonra o ortak mesai ve işbölümü sayesinde ortaya çıkan neticeyi aralarında bölüştürmüşler. Her birine tek günde üç iğneye bedel üç yüz iğne düştüğünü görmüşler. Bu hadise, ehl-i dünyanın zanaatkârlarını ortak çalışmaya sevk etmek için dilden dile aktarılmıştır.

İşte, ey kardeşlerim! Madem dünya işlerinde, kesif maddelerde bile birlik ve ittifak böyle neticeler, büyük, toplu faydalar veriyor. Uhrevî ve nuranî, bölünmeye ihtiyaç duyulmadan, Allah’ın lütfu ile her ortağın aynasına nurun tamamının aksetmesinin ve her birinin, diğerlerinin kazandığı sevabı da elde etmesinin ne kadar büyük bir kâr olduğunu kıyaslayabilirsiniz. Bu büyük kazanç, rekabetle ve ihlâssızlıkla kaçırılmaz!

İhlâsı Kıran İkinci Sebep: Makam sevgisinden gelen şöhret düşkünlüğü sebebiyle, şan-şeref perdesi altında insanların alâkasını kazanmak ve dikkatleri kendine çekerek benliği okşamak, nefs-i emmareye bir makam vermektir. Bu, en mühim ruh hastalıklarından biri olduğu gibi “gizli şirk” tabir edilen riyakârlığa, kendini beğenmişliğe kapı açar, ihlâsı zedeler.

Kardeşlerim! Kur’an-ı Hakîm’in hizmetindeki mesleğimiz hakikat ve kardeşlik, bunun sırrı da şahsiyetini kardeşleri içinde fâni kılıp HAŞİYE onların nefislerini kendi nefsine tercih etmek olduğundan, aramızda makam sevgisinden kaynaklanan bu tür rekabetin tesirinin bulunmaması gerekir. Çünkü mesleğimize tamamen zıttır. Madem kardeşlerin şerefi umumiyetle her şahsa ait olabilir; o büyük manevî şerefi, şahsî, kendini beğenmişçesine, rekabet edercesine basit bir şerefe ve şöhrete feda etmenin, Risale-i Nur talebelerinden yüz derece uzak olduğu

239