İçeriğe geç

esas, en büyük kuvvet, en makbul şefaatçi ve manevî dua, en sağlam dayanak noktası, hakikate götüren en kısa yol, maksatlara ulaştıran en kerametli vasıta, en yüksek haslet ve en saf kulluk ihlâstır.

Madem ihlâsta bu hususiyetler gibi çok nur ve kuvvet var. Ve madem bu müthiş zamanda, dehşetli düşmanlar, şiddetli baskılar, hücum eden bid’atlar ve sapkınlıklar karşısında bizler çok az, zayıf, fakir ve kuvvetsiz olmamıza rağmen gayet ağır, büyük, mukaddes ve bütün insanlıkla alâkalı olan imana ve Kur’an’a hizmet vazifesi Allah’ın ihsanı ile omzumuza konulmuştur. Elbette bütün kuvvetimizle ihlâsı kazanmaya herkesten daha çok mecburuz, bununla vazifeliyiz. İhlâs sırrını kalbimize yerleştirmeye son derece muhtacız. Yoksa hem şimdiye kadar yaptığımız kutsî hizmet kısmen ziyan olur, devam etmez; hem de ağır bir şekilde sorumlu oluruz. وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَاتِي ثَمَنًا قَلِيلا ayetindeki şiddetli ve tehditkâr ilahî yasağı çiğneyip ebedî saadetimiz pahasına; mânâsız, lüzumsuz, zararlı, keder veren, bencilce, çirkin, riyakârca bazı süflî hislerin ve küçük menfaatlerin hatırı için ihlâsı kırmakla hem bu hizmetteki bütün kardeşlerimizin hukukuna tecavüz, hem Kur’an hizmetine hücum, hem de iman hakikatlerinin kutsiyetine hürmetsizlik etmiş oluruz.

Ey kardeşlerim! Hayır yolundaki mühim ve büyük işlerin çok zararlı mânileri olur. Şeytanlar bu hizmetle vazifeli olanlarla çok uğraşır. O mânilere ve şeytanlara karşı ihlâs kuvvetine dayanmak gerekir. İhlâsı kıracak sebeplerden yılandan, akrepten çekindiğiniz gibi çekininiz. Hazreti Yusuf’un (aleyhisselam) إِنَّ النَّفْسَ لَأَمَّارَةٌ بِالسُّوءِ إِلَّا مَا رَحِمَ رَبِّي dediği gibi, nefs-i emmareye güvenilmez. Benliğiniz ve nefs-i emmareniz sizi aldatmasın.

İhlâsı kazanmak, korumak ve ona mâni şeyleri ortadan kaldırmak için şu “düstur”lar rehberiniz olsun.

231