İçeriğe geç

İşte, ey Risale-i Nur talebeleri ve Kur’an’ın hizmetkârları! Sizler ve bizler, insan-ı kâmil ismine lâyık öyle bir şahs-ı manevînin uzuvları ve ebedî hayatta sonsuz saadeti getirecek öyle bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Rabbimizin, ümmet-i Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselam) kurtuluş sahili olan “Dâru’s-selam”a çıkaracak bir gemisinde çalışan hizmetkârlarız. Elbette, dört ferde bin yüz on bir ferdin manevî kuvvetini veren ihlâs sırrını kazanarak dayanışmaya ve hakiki birliğe muhtacız, mecburuz.

Evet, ayrı ayrı üç tane bir rakamının üç kıymeti vardır. Fakat yan yana gelince yüz on bir kıymetini alırlar. Ayrı ayrı dört tane dördün on altı kıymeti var. Eğer kardeşlik sırrıyla, birleşmek maksadıyla ve vazifede ittifak niyetiyle buluşup bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olurlar. Aynen bunun gibi, hakiki ihlâs sırrıyla on altı fedakâr kardeşin kıymetinin ve manevî kuvvetinin dört bin insanın kuvvetini geçtiğine tarihteki pek çok hadise şahittir.

Bu sırdaki incelik şudur: Hakiki, samimi bir ittifakta her bir şahıs, kardeşlerinin gözüyle de bakabilir, onların kulağıyla da işitebilir. Gerçek mânâda birlik içinde bulunan on insanın âdeta her biri yirmi gözle bakıyor, on akılla düşünüyor, yirmi kulakla işitiyor, yirmi elle çalışıyor gibi manevî bir kıymetleri ve kuvvetleri olur.

233