edinmediğiniz için bu zillete ve mağlûbiyete sebebiyet verdiniz. Dine ve ahirete ait işlerde rekabet, gıpta, haset ve kıskançlık olmamalı! Zaten hakikat noktasında olamaz. Çünkü kıskançlığın ve hasedin sebebi şudur: Pek çok elin bir tek şeye uzanmasından, pek çok gözün bir tek makama dikilmesinden ve pek çok midenin bir tek ekmeği istemesinden ileri gelen birbirine sıkıntı verme, münakaşa ve rekabet sebebiyle önce gıpta edilir, sonra kıskançlığa düşülür. Dünyada bir tek şeyi pek çok kişinin istemesi ve dünyanın darlığı, geçiciliği sebebiyle insanın sınırsız arzuları tatmin olmaz, rekabet ortaya çıkar. Fakat ahirette bir tek insana beş yüz sene mesafelik bir cennet ihsan edilmesi,
Dipnotlar
- Haşiye: Mühim bir taraftan gelen mühim bir soru: Bir rivayette, cennette bir insana beş yüz senelik bir cennet verileceği buyruluyor.* Bu hakikat şu sınırlı aklımızla nasıl anlaşılabilir? Cevap: Nasıl ki bu dünyada herkesin dünya kadar, hususi ve geçici bir dünyası var. O dünyanın direği o insanın hayatıdır. Görünen-görünmeyen duygularıyla o kendi dünyasından istifade eder. “Güneş benim lambam, yıldızlar mumlarımdır.” der. Ruh sahibi başka varlıkların bulunması, o adamın kendi dünyasına sahip olmasına mâni değildir, aksine, başka varlıklar onun hususi dünyasını şenlendirir, süsler. Aynen öyle de, fakat bundan binlerce derece yüksek bir surette, her bir müminin binlerce köşkün ve hurinin bulunduğu has bahçesinden** başka, umumi cennette beş yüz sene genişliğinde birer hususi cenneti vardır. Derecesi nispetinde genişleyen hissiyatıyla, duygularıyla cennete ve ebediyete lâyık bir surette ondan istifade eder. Başkalarının da ortak olması onun mülkünü ve istifadesini noksanlaştırmaz, hatta ona kuvvet verir. Hususi ve geniş cennetini süsler. Evet, bu dünyada bir insan bir saatte görülen bir bahçeden, bir günde gezilen bir seyir yerinden, bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesire yerinde seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, tat alma duyusuyla ve diğer duygularıyla istifade eder. Aynen öyle de, bir saatlik bir bahçeden ancak istifade eden bu fâni memleketteki koku ve tat alma duyuları o bâki âlemde bir senelik bahçeden aynı şekilde faydalanır. Burada bir senelik mesire yerinden ancak istifade edebilen görme ve işitme duyusu, orada beş yüz senelik mesire yerindeki seyahatten o haşmetli, baştanbaşa süslü memlekete lâyık bir tarzda istifade eder. Her mümin derecesine göre ve dünyada kazandığı sevaplar, yaptığı iyilikler ölçüsünde genişleyip inkişaf eden duygularıyla cennetten zevk alır, lezzet duyar, faydalanır. * Bazı cennet nimetleri, “gökler ve yer kadar, yani beş yüz senelik mesafe” şeklinde vurgulanmıştır (Bkz. Tirmizî, cennet 8). Nitekim cennetin, gökler ve yer kadar genişliğe sahip olduğu, Kur’an-ı Kerîm’de de beyan edilmiştir (Bkz. Âl-i İmran sûresi, 3/133; Hadîd sûresi, 57/21). Hatta cennette en alt mertebedekilerin bile bin senelik mesafeye denk gelecek kadar bol nimetlere mazhar olacaklarına dair hadisler vardır. (Bkz. Tirmizî, tefsîru sûre (75) 2, cennet 17; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 2/13, 64). ** Adn cennetlerinde, beş bin kapısı olan ve her bir kapısında yirmi beş bin hûri bulunan hususi cennetler olduğuna dair bkz. İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 7/39. Ayrıca her mümin için söz konusu olan bu hususi cennetlerin, çok daha ayrıntılı ifade edildiği hadisler için bkz. İbnü’l-Mübârek, ez-Zühd s. 550.
- Yukarıdaki haşiyede açıklaması verildi.
227