İçeriğe geç

oğlağın etiyle bin kişiyi doyuracak bir ziyafet vermiştir. Madem kâfir ordusuna doğru bir avuç toprak attığında o toprak her kâfirin gözüne girmiş, onları kaçırmıştır. İşte Cenâb-ı Hakk’ın bunlar gibi binlerce mucizeye sahib bir kumandanı, Uhud Savaşı’nın sonunda ve Huneyn’in başlangıcında nasıl mağlup oldu?

Cevap: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) insanlığa, kendisine uyulacak imam ve rehber olarak gönderilmiştir. Ta ki insanlık, toplum hayatı ve şahsî hayat için gerekli kuralları ondan öğrensin, Hakîm-i Zülkemâl’in koyduğu yaratılış kanunlarına itaate alışsın ve hikmet düsturlarına uygun hareket etsin. Eğer Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), toplum hayatında ve şahsî yaşayışında daima harikulâde şeylere ve mucizelere dayansaydı, her yönüyle imam ve en büyük rehber olamazdı.

İşte bu sırdan dolayı, yalnızca davasını tasdik ettirmek, inkârcıların inadını kırmak için ara sıra, ihtiyaca göre mucizeler gösterirdi. Resûl-u Ekrem başka vakitlerde nasıl Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine herkesten çok itaat etmişse, aynen öyle de, Cenâb-ı Hakk’ın hikmeti ve dilemesiyle koyduğu tabiat kanunlarına herkesten çok uyar, itaat ederdi. Düşman karşısında zırh giyer, “Sipere giriniz!” diye emrederdi. Yaralanır, zahmet çekerdi. Ta ki Allah’ın kâinatta koyduğu büyük yaratılış ve hikmet kanunlarına nasıl tam uyulacağını ve itaat edileceğini göstersin.

Onuncu İşaret

Şeytanın çok mühim bir hilesi, kendini ona tâbi olanlara inkâr ettirmektir. Şu zamanda, bilhassa maddeci felsefeyle zihni bulananlar, bu aşikâr meselede tereddüt gösterdikleri için şeytanın bu hilesi hakkında birkaç söz söyleyeceğiz.

Birincisi: Bizzat gördüğümüz üzere, insanlar arasında şeytan vazifesi gören, cisme bürünmüş kirli ruhlar bulunduğu gibi, cinler arasında da

128