İçeriğe geç

Bununla birlikte hakiki bir mü’mini, çevresinde olup biten hâdiselerin alâkadar etmemesi düşünülemez. Esasında mü’min olma bir yana, insanlıktan nasibi olan herkes, bir başkasının yaşadığı acı ve sıkıntılardan, mesela insanların birbiriyle yaka paça olup birbirini katletmelerinden, masumların zulüm ve şiddete maruz kalmalarından ızdırap duyacaktır. Çünkü netice itibarıyla bütün insanlar aynı ağacın birer dalı, meyvesi, yaprağı veya çiçeği gibidirler. Kur’ân-ı Kerim, bize hitap ederken, “Benî Âdem (Âdem’in evlatları)” diyor. Dolayısıyla vicdanını yitirmemiş her insan, aynı babanın evladı olarak, kardeşinin içine düştüğü acı ve ızdıraplarla alâkadar olur, hatta şefkat hissinin derinliğine göre içi yanar, yüreği kanar. Engin bir merhamet ve şefkat hissine sahip olan hakiki mü’min ise, aynı kıbleye yöneldiği, aynı değerlere sahip olduğu, aynı ülkeyi paylaştığı dindaş, soydaş ve vatandaşından başlamak üzere bütün insanların yaşadığı sıkıntı, zulüm ve haksızlıklardan dolayı ateş nereye düşerse düşsün kendi içine düşmüş gibi derinden derine ızdırap çeker.

“Izdırap, Gece Yarısında Vuran Gong Gibi”

6