İşte İslâm’ın aslî hüviyetiyle, gerçek derinlik ve enginliğiyle anlaşılması, yaşanması ve anlatılması, bu organizasyonun hiçbir parçasını ihmal etmeden hepsini yerli yerinde kullanmakla mümkündür. Evet akıl, vicdan, ruh ve ceset ne için var edilmişse, bunların hepsi, eskilerin ifadesiyle “mâ hulika leh”inde yani yaratılış gayesi istikametinde kullanılmalıdır. Çünkü insan, bunlardan bir tanesini bile ihmal ettiği takdirde üstlenmiş olduğu vazife ve misyonu hakkıyla eda edebilmesi mümkün değildir.
89 Bkz.: M. F. Gülen, Ruhumuzun Heykelini Dikerken 1/27.
90 Bakara sûresi, 2/152.
91 Bakara sûresi, 2/40.
92 Bediüzzaman, Hutbe-i Şâmiye, s.131.
93 Bkz.: Bakara sûresi, 2/34.
94 Bakara sûresi, 2/30.
132