Cenâb-ı Hakk’ın mevhibe ve mazhariyetlerini kendi adlarına bir paye gibi değerlendiren insanlar, hiç farkına varmadan sukût ederler. Onlar bir ülkeyi kurtarsalar bile, Cenâb-ı Hakk’ın lütfettiği tecellileri kendilerinden bilirler ve onlar karşısında alkış beklerlerse şayet Allah tarafından tekdir görür ve bir gün baş aşağı derin bir çukura yuvarlanırlar. Ayrıca Hazreti Pîr’in yaklaşımıyla ihlâs/hillet kulesinin başından düşen bir insan düz bir zemine düşmez; onun çok derin bir çukura yuvarlanma ihtimali vardır.97 Farklı bir tabirle Everest Tepesi’nin zirvesinden düşenler, Lût Gölü’nün derinliklerine gömülürler. Çoğu zaman en yüksek ile en alçak yan yana durur. Eğer en yükseğin hakkını verirse insan, orada kalır; hakkını vermediği takdirde ise tepe taklak oradan aşağıya düşer.
95 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.791 (Lemaât) .
96 Bkz.: Bakara sûresi, 2/25, 82, 277; Âl-i İmrân sûresi, 3/57; Nisâ sûresi, 4/57, 122, 173…
97 Bkz.: Bediüzzaman, Lem’alar s.204 (Yirmi Birinci Lem’a, Dördüncü Düstur).